Ne var ki cinsler arasındaki biyolojik farklılığın otomatik olarak iki cins arasında eşitsizlik yaratması sözkonusu değildir. Sorun, bu biyolojik farklılığın nasıl olupta toplumsal alanda bir eşitsizliğe, yani bir cinsin diğerinden daha aşağı sayılmasına yol açtığıdır.
Kadının cinselliğinin, yaşam biçiminin erkeğin/ailenin şerefi(namusu) ile özdeşleştirildiği, kanbağına dayalı akrabalık sistemleri, kadının ahlak ve iffet ölçüsünü erkeğe, aileye, topluma bağlı olarak tanımlar. Bu sistem, kadının yaşamı ve cinselliğinin katı kurallar ile denetlenmesi üzerine kurgulanmıştır.
Kuran'da kadınlar sizin tarlanızdır: tarlanızı dilediğiniz gibi ekin. Direktifi verildiğinde, Allah ile erkek arasında kadınların aradan çıkarıldığı bir iletişim oluşur. Erkek bu iletişimin öznesiyken kadın nesneleştirilir. Tohum ve toprak benzetmesi, ilk bakışta masum bir benzetme gibi görülse bile çok güçlü ataerkil anlamlarla yüklüdür.
Müslüman toplumlarda kadının tecridi ve örtünmeye zorlanması yoluyla "korunması" erkek tohumunun korunması kaygısıyla yakından ilişkilidir. Bir erkeğin gücü ve otoritesi, kısaca erkek olarak değeri onun can verme yetisine sahip olduğu varsayımına dayanır. Buna karşılık onuru, çocuğun kendi tohumundan olduğunu güvrnce altına alabilmesine bağlıdır. Bu da, karşılığında kendisine ait olan kadını (özellikle onun bedenini) denetleme yeteneğine dayanır.