• Ölüm cezası!
    İşte beş haftadan beri beni varlığıyla donduran, ağırlığıyla ezen bu tek düşünceyle yazıyorum!
    Victor Hugo
    Sayfa 1 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • "Insanlik Sucu " olarak cevrilen eserin filmini de cok begenmistim. Su anda bile aklima geldikce beni etkiler roman. Carpici bir anlatimi var yazarin . Nedense ölum cezasi ile yargilanan genc bana bir sekilde Camus'un "yabanci" eserindeki bir bölumu hatirlatir .Kesinlikle degisik roman olmalarina ragmen eger kitabi okuduysaniz bunu fark edersiniz bir sekilde..
  • Şehzade Mehmet, babası Sultan İkinci Murat'ın vefatından sonra tahta geçmişti, ilk işlerinden birisi, ona bilgi sarayının kapılarını aralayan Molla Güranî'ye vezirlik teklif etmek oldu. Molla Güranî, öğrencisi olan genç padişahın teklifini:

    - Teklif ettiğiniz rütbe, bize uygun değildir. Çünkü devlet işlerinin içinde bulunan kimseler, vezirlik rütbesine ulaşmayı amaç edinmişler; bu uğurda gece-gündüz çalışmışlardır. Hâl böyle iken bizim gibi bir ilim adamını dışarıdan böyle bir makama getirmek onları incitir. Bu görev, lâyık olan kimselere teklif edilmelidir, diyerek kabul etmez. Sultan

    İkinci Mehmet, otoriter ve tavizsiz bir kişiliğe sahip olan hocasının söylediklerini haklı buldu. Bu defa ona kadıaskerlik teklif etti. Molla Güranî, mesleğine uygun olan bu teklifi kabul etti. Kadıaskerlik görevini yürütürken kendi başına hareket eden, yaptığı işlerde kendisine danışmayan hocası, Sultan Mehmet'i zor durumda bıraktı. Bunun üzerine ustaca bir plan uyguladı ve Molla Güranî'ye vakıflarla ilgili bir görev vererek Bursa'ya gönderdi.

    Sert bir karaktere sahip olan Molla Güranî, öncekine göre daha mütevazi bir görev olan yeni işine büyük bir istekle başladı. Ancak, padişahın referansıyla kendine gelen birisinin elindeki fermanı, yapılan istek hukuka aykırı diyerek yırtıp attı. Bu olayı haber alan padişah, hocasına çok kızdı. Ama saygısından dolayı hoşgörülü davrandı. Hocasını sadece görevinden aldı. Bunun üzerine kırılan Molla Güranî, geldiği yer olan Mısır'a geri döndü.

    Bir zaman sonra Sultan Mehmet, yaptığına pişman oldu ve hocasına ricacılar göndererek, tekrar İstanbul'a davet etti. Molla Güranî, Mısır sultanının burda kal ısrarlarına rağmen öğrencisinin davetini kabul ederek İstanbul'a döndü. Tekrar Bursa'ya kadı olarak görevlendirildi. Fatih'in vefatına kadar bu görevde kaldı.

    Sultan Mehmet ve Molla Güranî kararlı ve otoriter kişilikleriyle sık sık karşı karşıya gelmişlerdir. Ama hocaya ve ilim adamına saygı her zaman daha ağır basmış ve Sultan Mehmet, hocasının karşısında geri adım atmasını bilmiştir. Padişah fermanını yırtmanın, emirlerini yerine getirmemenin cezası kati (ölüm) olmasına rağmen bu ceza, Molla Güranî'ye uygulanmamıştır.

    Bunun izahı; ilme, ilim adamına ve hocaya saygıdan başka bir şey değildir.
  • Atefah henüz 13 yaşındayken genç arkadaşlarıyla katıldığı bir doğum günü partisi çıkışında erkek arkadaşının arabasına yalnız bindiği için 'yaşdaş hemcinslerine kötü örnek teşkil etme' suçlamasıyla tutuklandı ve cezaevine konuldu. Kısa bir süre kaldığı cezaevinden çıkıp evine getirildiğinde komşuları, çocuk bedenine vurulan 100 kırbacın etkisiyle oturmakta ve yatmakta güçlük çektiğini söyledi... anlatılanlara göre, cezaevinde kaldığı bu kısa sürede gardiyanların tacizlerine de maruz kalmıştı.

    Hapisten çıkalı henüz birkaç hafta geçmişti ki bu defa, eskinin iran islam devrimi muhafızlarından, şimdinin taksi şoförü, evli iki çocuk babası, 51 yaşındaki Ali Darabi; musallat oldu genç kıza ve 'şikayet etme' korkutmacasıyla değişik zamanlarda 3 kez tecavüz etti. kendine yönelik bu tecavüzleri kız; yaşlı dedesine, dedesi de; ahlak polisine anlattılarsa da suçu işleyen kişinin eski bir devrim muhafızı olması nedeniyle olayın gizli tutulmasının kız açısından daha hayırlı olacağına karar verilerek sessiz kalındı. Buna karşın Atefah'ın defalarca tecavüze maruz kaldığını bilen bir çok kişi vardı artık ve bunların bazıları da aynı korkutmacayla kıza tecavüz ettiler...

    Atefah imzasız bir şikayet mektubu ile tekrar tutuklandı ve 'ahlaksızlık kaynağı' ve 'yaşdaş hemcinslerine kötü örnek teşkil etme' suçlarından iki kez daha cezaevine gönderildi. bu süreçte, hakkında verilen kırbaç cezalarının yanısıra bir gardiyanın tecavüzüne de maruz kaldı.

    Yakınlarının başvurusu üzerine avukat Muhammed Hosdi onu savunmayı kabul etti. bu dava için görevlendirilen Hacı Rezai, dava sürecini hem savcı hem de hakim olarak yönetti ve yönlendirdi. Davanın hukuka ve adli teamüllere aykırı yürütüldüğü itirazında bulunan avukat Hosdi'nin itarazı ise reddedildi.

    Ali Darabi dışındaki tüm tecavüzcüler, şahit olmaması ve kanıt gösterilememesi yüzünden beraat ettiler. Darabi ise suçunu kabul etti ancak o da; "tecavüz ettiği atefah'ın başını gerektiği şekilde örtmeyerek şer'i kurallara aykırı hareket ettiği" iddiası ve bu durumun, bir erkek olarak kendisini tahrik ettiğini söyleyerek 95 kırbaç cezasıyla kurtulmayı başardı.

    Bu duruma isyan eden atefah, duruşma sırasında peçesini çıkararak hakime fırlattı. hakim hacı rezai, atefah'ı zina suçundan ölüm cezasına çarptırdı. avukat hosdi; 16 yaşında, üstelik evli olmayan bir kıza zina suçlaması ile ölüm cezası verelemeyeceğini belirterek temyiz başvurusunda bulundu ve dava üst mahkemeye taşındı.

    Yargıtay hakimi, ölüm cezası veren alt mahkeme dosyasını istetti ve inceledi. duruşmada Atefah'a şöyle bir baktı ve yaşını 22 olarak belirleyerek alt mahkeme kararını onadı.

    Atefah Rafavi Sahaaleh, 15 ağustos 2004 günü saat: 06:00'da kent meydanına getirilen bir vince asılan halatla idam edildi. ölü bedeni, 45 dakika süreyle orada tutulduktan sonra defnedildi. avukat Hosdi iddiasında haklıydı; 'uluslararası medeni ve siyasi haklar antlaşması'na imza koyan iran islam cumhuriyeti'nin 16 yaşını henüz doldurmuş bir kız çocuğuna ölüm cezası verebilmesi mümkün değildi. uluslararası bir mahkeme kararıyla mezarın açılıp cesedin dna testi için çıkarılması endişesine düşen yetkililer, definden bir gün sonra cesedi çıkararak bilinmeyen bir yere götürdüler.

    Devlet gazeteleri, onun zina suçuyla idam edildiğini yazdılar. oysa, o henüz evli bile değildi.
  • Albert Camus, bireyin intihar serüveninden hareketle yaşamın anlamlı olup olmadığını, ona dair yargıda bulunup bulunmaya-cağımızı tartışma konusu yapmıştır. Ona göre, intihar tek önemli felsefe sorunudur. Bu sorunu ele alırken, insanın ölüm karşısındaki çaresizliğini, yaşama dair iç bulantısını, sıkın-tısını, endişesini ve bir bütün olarak hayatın ve evrenin usa, mantığa aykırılığını, yani absürtlüğünü gözler önüne serer. Ama yine de bütün bunlara rağmen, yani bu uyumsuzluğa rağmen intihar uyumsuz insanın varacağı son durak değildir.
    Albert Camus, yapıtlarında bir yandan yaşamın ölümle sonuçlanan anlamsızlığını vurgularken diğer yandan ölüme karşı başkaldırmayı ve yaşamı yüceltmeyi amaçlamıştır. Tıpkı Sisifos’un bitimsiz cezası gibi, insanın yazgısı da, elbette uyumsuzluğun (absürt olanın) bilincine varmış insandan bahsediyoruz, yaşamın absürt olduğunu bile bile yaşamaktır, bu anlamsızlığa böylelikle başkaldırmaktır.
  • Şimdi tutsağım. Bedenim bir zindanda demirlere bağlı.zihnim korkunç, kanlı, karşı konulmaz bir düşüncenin esiri! Tek düşüncem, tek inancım, tek gerçekliğim var: Ölüm cezası!
  • Malcolm dengesizce ayağa kalktığında suratında renge dair ne varsa uçup gitmişti. Ayakta duracak hali yoktu ama önemli değildi. Malcolm dizlerinin üstünde konuşarak asla unvanını ayaklar altına aldırmazdı.
    Benim adım malcolm alexandre hall. Stuart hanesinden william hyde'nin oğluyum. Unvanlarım: galyadaki farthing dükü. Güney-doğu angliada ki cheam dükü ve lordu. Duraklayıp devam etti. Anglia ve cambria krallıkların varisi. Tahttan indirildim. Norwich dükü thomas charles albert louis hall, yanı öz amcası tarafından tahttan indirilmişti.
    Mutlak ölümdense benim tarafimdan kurtarılmıştı.
    Aman tanrım dedi fifer. Elizabeth ne yaptın? Etrafımda peter hariç her gözcü üyesinden bir ses yükseldi. Peter'in ağzı da karisi ve kizinin ölümünden sorumlu adama bakarken elindeki silah tutuşu gevşeyip gitmişti adaleti sağlayabilirdi öcünü alabilirdi. Nerdeyse alıyordu ben engelledim
    O anglia kralı. Onu öldürmek kral katilligi sayılır bu kanunlara aykırı. Cezası ölüm olan bir suc