• Yaptığımız şeylerin pek çoğunu, bilinçaltımızda, dolaylı olarak ölüm düşüncesinden kurtulmak için yaparız.
    Belki de kendimizi, yaptıklarımızla çok değerli, çok vazgeçilmez kılmayı, ölümün bizi almakta tereddüt etmesini sağlamayı amaçlarız. O kılıç kafamıza düşse bile, şanslı olup hâlâ hayatta kalanların anılarında yaşayabilmeyi garanti etmek isteriz.
    Tom Robbins
    Sayfa 268 - Ayrıntı
  • “Galiba ölüm insanı birden fazla yolla mahvedebiliyor. Yaşarken bile yenebiliyor insanı.”
  • Zihinlerimizi geliştirebilir, ruhlarımızı zenginleştirebiliriz, öyle olunca da ölüm yerine hayatı seçebiliriz.
    Tom Robbins
    Sayfa 100 - Ayrıntı Yayınları
  • 312 syf.
    ·2 günde·Beğendi
    Öncelikle bu kitabın bir kurgu değil birebir yaşanmış ve kaleme alınırken üzerinde kayda değer derecede ciddi oynamalar yapılmamış gerçekler olduğunu belirtmeliyim.Zaten Tahir de bu eseri için belgesel bir roman demeyi uygun bulmuş.
    Önce size araştırdığım ve öğrendiğim kadarıyla kitaba adını veren bir anekdotu aktarayım:
    Kurtluk bir töredir.
    Kurt sürülerinin başında lider bir kurt olur ve sürüyü idare eder.İkinci ya da üçüncü bir kurt ,liderin yerine göz diktiğinde,kendi ölüm fermanını kendi pençeleri ile imzalamış olur. Bu kurt sürüleri acıkıp da yemek bulamayınca bir çember oluşturup, saatlerce bu çember etrafında dönerler.Bitkin düşüp yere yığılan ilk kurt ,diğerlerine yem olur.Bunun adı kurt dansı imiş ve kitabımız adını buradan almış.

    Kemal Tahir ülkemizin ve ülkemiz insanının özel ve yüce olduğunu,Avrupa insanına asla benzemediğini söyleyerek eserlerinde de hep bu duruma vurgu yapmıştır.İlk baskısı 1969 yılında yapılan Kurt Kanunu adlı bu eserde de dış devletlere olan bağımlılık ve milli sermaye yerine yabancı sermaye kullanımına karşı yazarın tepkisi ara ara göze çarpmaktadır.Zaten kendi teorisine göre,hakiki bir Türk romancısı eserlerinde Türk kültürünü,tarihini,ekonomik ve sosyolojik yapısını muhakkak ele almalıdır..Hâl böyle olunca olay öŕgüsünün cereyan ettiği dönemin siyasi,sosyal ve ekonomik yapısı hakkında da hatırı sayılır düzeyde bilgi sahibi oluyoruz. Türkçeye olan hakimiyetini ve başarısını yine ortaya koyuyor Kemal Tahir. Şaşaalı ,ağdalı cümlelere, süslü anlatımlara,paragraflar dolusu tasvirlere gerek görmeden, tüm samimiyetiyle içini dökmüş bize.Cumhuriyet tarihimizde kara bir leke olarak yer edinen İzmir suikastını kendi safını da açıkça belli ederek tetikçilerin ağzından anlatmış.

    Evet konumuz,eski İttihat ve Terakki partili komitacıların ,dönemin cumhurreisi Sarı Paşa lakaplı Mustafa Kemal Atatürk'ü ortadan kaldırmak amaçlı suikast girişimleri ve sonrasında yaşananlar... Eser 3 bölümden oluşmakta:
    Kanlı Tuzak
    Sürek Avı
    İnsanlık Sorunu

    Karakterlerin büyük çoğunluğu ,kendi gerçek isimleriyle,bazıları ise isimlerine çok yakın uydurma isimlerle romanda kendilerine yer bulmuşlar. İki ana kahramanımız Kara Kemal ve Abdülkerim... Kara Kemal'in halk arasında bilinen adı Küçük Efendidir.(Büyük Efendi,kendi tabiri ile Talat Paşa'dır)Eski iaşe nazırı olan Kara Kemal,bulunduğu konuma tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş,her ortamda sözü geçen, sevilen,sayılan nüfuzlu bir karakterdir. Abdülkerim ise eski Ankara valisi olup,artık komitacıların çakallığını yapan,dönek,sahtekar ve uçkur meraklısının tekidir. Olaylar, Sarı Paşayı ortadan kaldırmayı kafasına koyan ve bu doğrultuda planlar yapan Abdülkerim'in,bu iş için Şükrü,Sarı Edip ve Baytar Rasim'in de desteğiyle, Laz İsmail, Gürcü Yusuf ve Ziya Hurşit'i Gülcemal Vapuru ile İzmir'e göndermesi ile başgösterir.Olaydan haberi bile olmayan Kara Kemal, üzerine atılan iftiralarla olayın müdahili gibi gösterilir. Kısmen de olsa foyaları patlak verince, kendilerini bir kaçak hayatının içinde bulan Kara Kemal ve Abdülkerim.büyük bir merakla suikast gününü beklerler.Ancak,iktidar mensupları, girişimi çok önceden haber almış ve gerekli önlemleri almıştı bile..Dolayısıyla beklenen olmaz ve suikast sadece bie teşebbüs olarak kalır.Olaya karışan ve karıştırılan herkesin İstiklal Mahkemelerince yargılanmasına karar verilir. Almanya ve İngiltere konsolosluklarına sığınarak,yurtdışına kaçma talebinde dahi bulunacak kadar köşeye sıkışan Kara Kemal ve Abdülkerim'i zorlu günlerin beklediği aşikar...

    Sözün özü Kemal Tahir bize demek istemiş ki; gerek muhalefet gerekse iktidar kadrolarına yerleşen yanlış kişiler ülkeye bilfiil zarar verecektir.

    Bunca memleket millet meselelerin arasında, yazarın kadınlara da sıkça değindiği gözden kaçmıyor elbette.Her mekan ve dönemde olduğu gibi yine o dönemde de cinsel obje olarak görülen kadınlar ve anaç Anadolu kadınları yer bulmuş eserde.

    Ve ben her Kemal Tahir kitabımı bitirdiğimde,geriye kalan seçeneklerimin azaldığını gördükçe kahroluyorum.O nedenle uzunca bir süre ,bir daha Kemal Tahir okumayıp,kalanları ilerideki yıllarda okumayı planlıyorum.

    İyi ki geçmişsin bu dünyadan,iyi ki yazmışsın,iyi ki ,iyi ki , iyi ki.....
  • Ölüm dansı dönemi
  • “Hayat ne kadar düzensizse ölüm de o kadar düzenliydi.”
    Tom Robbins
    Sayfa 426 - Ayrıntı
  • 432 syf.
    ·1 günde·10/10
    “Şato karanlık, kahramanlar uykudaydı. Dünyanın henüz tepsi gibi dümdüz olduğu o günlerde, insanlar hep kenardan düşeceklerinden korkar, bununla ilgili korkulu rüyalar görürlerdi.” Alabor ise bu korkulu rüyayı , yaşlandığı zaman görmeye başladı.
    Bu hikayeyi okuduğumda, hep aynı şeyi düşünürüm. Bu hikaye sadece Alaborun hikayesi olarak kalıp, gereksiz ayrıntılara boğulmasaydı diye... Ölüme karşı gelen bir insan, bir kral, yani Alabor. Eski devirlerde, kadim zamanlarda Kral’ın en ufak bir yaşlılık belirtisi göstermesi halinde öldüren bir ülke. Kral olana kadar bu töreyi çok mantıklı bulan bir adam. Ta ki yaşlılık belirtisi gösterip sıra kendisine gelince Kalkanını, kılıcını kuşatarak ölüme karşı gelişinin serüveni. Bu yol Tanrı’larla, bandooloplar ve kokularla dolu. Dr. Abraham Twerski’nin İstakozların büyümesi ile ilgili verdiği örnekte olduğu gibi; ıstakozların büyümesine sebep içinde oldukları kabukların onlara dar gelmesi ve kabuklarını kırarak büyümeleri ve bunun döngü halinde sürüp gitmesi. Istakozun büyümesine sebep olan kabuğun onu rahatsız etmesi. Tıpkı ölüm düşüncenin bizim kral Alabor’u rahatsız etmesi gibi. Alabor’un yolu ise kokudan geçecektir.