Ömer Atıcı

Ömer Atıcı
@omeraticii
Hayat küçük şeylerden oluşur, eğer sen seversen büyük olurlar . "Osho"
Öğretmen
Lisans İngiliz Dili ve Edebiyatı
Kahramanmaraş
18 okur puanı
Şubat 2022 tarihinde katıldı
Bilinçli Secim Yoktur. youtu.be/qy0EKYA4aZs?si=... .... "İnsanlar genellikle bilinçli bir şekilde karar verdiklerini düşünürler, ancak aslında her seçim, bilinçaltımızın bize sunduğu seçeneklerden yapılır. Bilinç, seçimlerin farkına varan bir gözlemcidir; ancak o seçenekleri yaratan, deneyimlerimizin, genetik mirasımızın ve geçmişteki bilinçdışı süreçlerimizin ürünüdür. Dolayısıyla, her kararın ardında, bilinçli irademizden çok, bizi yönlendiren derin kökler yatıyor. Bu da demek oluyor ki, gerçekten ‘özgür olarak bilinçli verilen bir karar yoktur; her bir seçim, bilinçaltının sunduğu sınırlı bir menüden ibarettir." Sadece farkında oluyoruz bilinç ile ,buna da bilinçli olmak diyoriz ama o bilinçin fark ettikleri de , ettirdikleride , yine bilinçdışı köklenmis süreçler tarafindan bize dogrudan sunuluyor.. Yani ilahi olana teslimiyet bilinci aslında bu demek , Yani O'lmus ve O'lacak herşey zaten oldu bitti yaşandı.Kodlar yazıldı, biz sadece olanı yaşıyoruz.. Yani, her şeyin aslında önceden belirlenmiş olduğu ve bizim sadece olup biteni deneyimliyoruz. Geçmişteki deneyimlerimiz, bilinçaltımızın yönlendirmeleri ve çevresel etkiler, gelecekte vereceğimiz kararları zaten şekillendirmiştir. Yani biz aslında sadece önceden yazılmış bir senaryoyu yaşıyoruz, ve bilinçli olarak aldığımızı düşündüğümüz kararlar bile, bu senaryonun bir parçası. Bu, özgür iradenin bir yanılsama olduğu fikrini daha da güçlendiren bir argüman. Bu bağlamda, yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız, bilinçaltımızın kontrolünde şekillenen bir süreçtir. İşte bu düşünceyi bir örnekle açıklayalım: Diyelim ki bir restorana gittin ve menüde iki seçenek var: pizza ve salata. Görünüşte, tamamen özgür iradenle karar verecekmişsin gibi hissedebilirsin. Ama aslında, bilinçli bir karar vermediğini
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
*Hakikat Tüccarlarının Manipülasyon Teknikleri ve 'Cevapsızlık' Sanatı** youtu.be/mmc3Bzbdb-c?si=... Hakikat tüccarlarının en etkili stratejilerinden biri, hiçbir soruya doyurucu bir cevap vermemek ama bunu “bilgelik” maskesi altında sunmaktır. Bir manipülasyon sanatı olarak kullandıkları bu teknikler, insan zihninin merakını ve boşlukları doldurma eğilimini istismar eder. İşte bu sahte bilgelik tüccarlarının kullandıkları manipülasyon teknikleri ve neden hiçbir zaman net cevap vermedikleri: --- 1. Gizemli Hava Yaratmak: “Anlayamazsınız” Tavrı Bu kişiler, her soruya bir örtü koyar. Açıklama yapmaktan kaçındıklarında, bunu "bilgeliğin derinliği" olarak sunarlar. Örneğin: - **Soru:* Bu dediğinizin bilimsel dayanağı nedir?” - Cevap: “Bilimi aşan bir şeyden bahsediyoruz, anlamanız için hazır olmanız lazım.” Bu tür bir cevap, doğrudan bir bilgi vermez ama dinleyiciyi yetersizlik hissiyle baş başa bırakır. Soruyu soran kişi, "Demek ki henüz bu düzeyi anlamak için yeterince gelişmiş değilim" diye düşünür. Bu gizem perdesi, sahte bir otorite yaratır ve tüccarın bilgisizliğini saklar. 2. Soruyu Yönlendirmek: “Asıl Soru Şu” Net bir cevap veremeyecekleri zaman, karşı tarafın sorusunu değiştirme yoluna giderler. Kendi kontrol ettikleri bir alana yönelmek, cevap vermek yerine soruyu kendi sahte söylemleriyle şekillendirmek onların en sık başvurduğu yöntemdir. - Soru: “Enerji dediğiniz şey tam olarak nedir?” - Cevap: “Bunu anlamak için önce kendine şu soruyu sormalısın: Gerçek enerjiye açık mısın?” Bu teknik, bir cevap vermek yerine, dinleyiciyi kendi sorusunu sorgular hale getirir. Soruyu soran kişi artık tüccarın peşinden gitmeye mecbur kalır. --- 3. Karmaşık Terimler ve Jargon Kullanımı** Kuantum, frekans, enerji alanları, bilinç
Mistik Bilgi Ticareti: Kuantumun Masası ve Hakikat Sektörü Bugün birçok kişi, hakikati çözmüş, evrenin sırlarına vakıf olmuş gibi bir sahneye çıkıyor; şiirsel ifadelerle süslenmiş, mistik bir anlatım eşliğinde, aslında hiçbir derinliği olmayan yüzeysel bir bakış açısını satıyor. İnsanların sorularına "detaysız" cevaplar verip, gizemli bir hava yaratıyorlar. Amaç, dinleyiciyi merakta bırakmak, bir sonraki yayına çekmek ve karşı tarafın kendisine olan bağımlılığını beslemek. Bu durum, modern zamanların bir fenomeni haline gelmiş durumda. Hakikati İstismar Etmek Bu tarz kişiler, kuantum gibi karmaşık ve tam anlamıyla anlaşılmamış kavramları, bir tür sihirli reçete gibi kullanıyor. Kuantum mekaniği, zaten başlı başına bir teori; fiziksel gerçeklik üzerine devrim niteliğinde sorular soran, fakat aynı zamanda kendi içinde derin bilinmezlikler taşıyan bir alan. Ancak bu belirsizlik, sahte bir bilgelik için harika bir zemin oluşturuyor. Kuantum kelimesini her tartışmaya serperek, aslında bilinmezliğin şeffaflığına yaslanıyorlar. Bu, bir "bilimsel aura" yaratıyor ve dinleyiciye "Bu kişi çok şey biliyor, ben anlayamıyorum" yanılgısını aşılıyor. Oysa hakikat, gizemli ifadelerin, şiirsel arketiplerin, veya bilimsel terimlerin maskesinin ardında durmaz. Hakikat, sade, net ve doğrudandır. Fakat bu sadelik, çoğu zaman "gizemli görünmeyi" tercih edenlerin işine gelmez; çünkü sadelik insanı özgürleştirir, bağımlı kılmaz. *Zihin Oyunları ve Bağımlılık Döngüsü** Bu tutum, aslında dinleyicinin bilinçaltını manipüle eden bir stratejiden ibarettir. Söylenen her şey, insanların kendi eksik hislerini ve arayışlarını istismar etmek üzere tasarlanmıştır. Açık ve anlaşılır bir cevap verilmez, çünkü açık cevaplar insanın kendine yetmesine sebep olur. Bunun yerine, konuşmacı kendisini
Hakikati Pazarlamacı Psikolojisi ve Bilimsel ve Motivasyonel Dinamikleri Bir sahne düşünün: Konuşmacı, kendisini bir bilgelik peygamberi gibi konumlandırmış, herkesin merakını üzerinde topluyor. Sorular soruluyor, ancak cevaplar hiçbir zaman tatmin edici bir açıklıkta değil. Bunun yerine, soyut ifadeler, mistik bir gizem ve süslenmiş metaforlarla dolu bir konuşma. Amaç, bir bilgelik atmosferi yaratmak, dinleyiciyi sorularıyla baş başa bırakmak değil; onları manipüle etmek. Peki, bu nasıl işliyor? Bu kişiler, insanların varoluşsal boşluklarını ve hayatın kaosunda anlam arayışlarını bir zayıflık olarak görüyor. Belirsizlik, insan zihni için katlanılması en zor şeydir; bu nedenle insanlar açıklama arar. İşte bu noktada, "her şeyi çözdüğünü" iddia eden figürler devreye girer. Kuantum gibi karmaşık kavramlar, evrenin sırları, mistik öğretiler… Hepsi, bu boşlukları doldurmak için kullanılan araçlardır. İnsanlar anlam peşinde koşarken, birçoğu bu soyut ifadelerin içinde bir cevher olduğunu varsayar, oysa gerçekte bu ifadeler yalnızca muğlaklık yaratır. Zihinsel Kolaycılık ve İtaat Döngüsü Bu sistemin arkasındaki temel dayanaklardan biri, insanların kolaycı çözümlere olan zaafıdır. Gerçek bilgiye ulaşmak, sorgulama, çaba ve çelişkilerle yüzleşmeyi gerektirir. Ancak bu süreç zorlayıcı ve bazen de acı vericidir. Çoğu kişi, bu çabayla yüzleşmek yerine, hazır bir sistemin içinde kendine bir yer bulmayı tercih eder. İşte tam burada, bu sahte "hakikat tüccarları" devreye girer. Onlar, dinleyiciyi büyük bir sırrın eşiğinde olduğuna inandırır. Fakat o eşik hiçbir zaman geçilmez. Çünkü geçilse, o sırra vakıf olunursa, dinleyicinin rehberliğe ihtiyacı kalmaz. Dolayısıyla bu sistem, insanların asla kendilerini bulamaması, daima eksik hissetmesi ve rehberine bağımlı kalması