beni yalnız bırakma
seni yanlış yaşarım,
bu şehirde herkes kendi oyuncaklarıyla
oynuyor,
herkes hiç kimse oluyor nedense
biranda,
mesela sinema bizim eve kaçıyor
bir gece vakti
oysa sen yoksun.
odamdaki tüm müzik aletleri
bir bir ağlama krizi geçiriyor
ben evde yokum.
pencereme konan tarla kuşu
ölü taklitti yaparken
anlıyorum onlar
ormana inanıyorlar,allaha değil.
silah sesleri,
şehrin ele geçtiğini müjdeler gibi
geliyor karanlıkta
ama biz evde yokuz.
ne sen geliyorsun,nede ben.
dışarıda
gittikçe yükselen şiddetli kahkahalar.
balkon,
salona kaçıyor korkudan,
birazdan kapıda kırılır
ve biz evdeyiz,üstümüz de fena halde dağınık.
şimdi üstümü,
senin üstüne geçirsem
belki ilk vurulan ben olurum Epilya...
iki kanat,
bir keman,
ve bir sürü şey,
sayısız, adsız şeyler,
kocaman, yavaş bir göz için ehliyet,
badem ağacının tırnakları üstüne yazıt,
sabahleyin çimenlerin unvanı.