DUVAR YAZISI - SEÇME ŞİİRLER / PAUL AUSTER
Bu sefer bir taşla iki kuş vurdum. Hem uzun zamandır okuyamadığım şiir kitabı, hem de zihnimi dinlendirmek için okuduğum birkaç yazardan biri olan Paul Auster eseri okumuş oldum.
Auster, New York Üçlemesi, Ay Sarayı, Kış Günlüğü, Yazı Odasında Yolculuklar gibi romanlarında okurlarına, satır aralarında ki şiirsel duyarlığıyla, bir şair olarak hitap eder. 1960 - 1980 arası dönemde yazdığı bu şiirler, usta işi romanlarını şekillendiren metafiziğin kaynağıdır. Bu yüzden, Auster’ın şiirleri, bütün eserlerindeki yapıtaşlarını birbirine kaynaştırır. Bir dönem, Desnos, Tzara, Soupault, Éluard, Mallarmé, Breton, Char gibi Fransız şairlerden fazlasıyla etkilenen Auster, şiirlerinde, madde ile bilinç, yaşantı ile dil arasındaki ilişkilerin sırlarını arıyor, varoluşun karmaşasına, aşk ve benliğin gizemlerine uzanıyor; Amerikan şiirinde eşsiz bir şiir evreni kuruyor, post modern bilince mısralarıyla bir kapı aralıyor.
Auster şiirlerinin temel odaklarından biri de dil. Auster şiirlerinde, algının sınırlarını genişleterek, dilin sınırlarını da genişletmek ister. Auster'in şiirleri, çok anlamlı sözcükler, göndermeler içeren bir yapıya sahiptir. Bu çok anlamlılık seçenekleri şiirlerinin de romanları gibi çok katmanlı olmasına neden olur. (Gökçenur Ç. / Çevirmen- 'Dünya Kafamın İçinde, Bedenim Dünyada' başlıklı giriş yazısından)
Anladığım kadarıyla Auster şiirleri çevirisi zor şiirler. Anlam ya da akış bozulabilir, mümkündür. Bu da bizi edebiyatçılar arasındaki; şiir çevrilmeli mi çevrilmemeli mi tartışmasına götürür. Ama her dili bilip, orijinalinden okumamız mümkün olmadığına göre çevrilmeli.
Kitaba dönersek; Duvar Yazısı (1971-1975), Gözden Kayboluşlar (1975), Betimlemeler (1976), Soğuktan Parçalar (1976 - 1977)