Adı:
Görünmeyen
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750711183
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Invisible
Çeviri:
Seçkin Selvi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Paul Auster'ın yeni romanı Görünmeyen, dünya eleştirmenlerinin değerlendirmesinde yılın en iyi kitapları arasına alınmakla kalmadı, yazarın en önemli romanı olarak da tanımlandı. Paul Auster bu romanında gerçekle bellek, yazarlıkla kimlik arasındaki belirsiz sınırı irdeleyerek "Amerika'nın en görkemli yaratıcı yazarlarından biri" tanımını gerçekten hak ettiğini bir kez daha kanıtlıyor.

1967 baharında New York'ta başlayan roman, iç içe geçen dört bölüm boyunca Paris'e ve Karayip Adaları'na kadar uzanan karmaşık bir ilişkiler zincirini anlatıyor. Şair olmak isteyen üniversiteli Adam Walker, siyasal bilimler profesörü Rudolf Born ve sevgilisi Margot ile başlayan aşk üçgeni, Walker'ın ablasını, Born'un üvey kızını da içine alan dörtgenlere, beşgenlere dönüşüyor. Vietnam savaşına öfkeli 68 Kuşağı'nı, enseste kadar varan coşkulu bir cinsel açlığı, sürekli bir adalet arayışını felsefi göndermelerle ören Görünmeyen, bir solukta okuyacağınız ve unutamayacağınız bir başyapıt.
(Tanıtım Bülteninden)
252 syf.
·7/10
Görünmeyen, anladığım kadarıyla Paul Auster'ın en iyi romanlarından biri olarak kabul ediliyor ve benim de okuduğum ilk kitabı oldu. Yazarın oldukça akıcı ve sade bir dili var dolayısıyla okuması kolay ve keyifli. Konu itibariyle değerlendirirsek herkese uygun bir içeriği olmadığını söyleyebilirim. Buna rağmen kitapta karşılaşılan çarpık ilişkiler için yeterli ipuçları verilmiş zaten o yüzden önünüze ne çıkacağını bilerek okuyorsunuz. Benim için en ilginç nokta kitabın anlatım yöntemiyle ilgiliydi. Kitap birinci kişi anlatımıyla başlayıp ikinci kişiye ve son olarak da üçüncü kişi anlatımına geçiyor. Genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim ama bir şaheser tanımını hak ettiğini de düşünmüyorum. Kitabı bitirince bir yarım kalmışlık hissettim ve bir şeyler daha iyi olabilirdi diye düşündüm. Merak eden varsa yazarla tanışmak için ideal bir kitap olduğunu düşünüyorum.
252 syf.
Sıradışı bir eser öncelikle, benim gibi geleneksel bakış açısıyla bakanların tasvip etmeyeceği türden içerisinde gelişmeler var. Belki de gelecek aile yapılarında ve kardeşler arasında yaşanabilecek olaylardır bunlar bilemiyorum. Çarpık ilişkiler ele alınmış. İyi okumalar.
252 syf.
·5 günde·8/10
Okuduğum ilk Paul Auster kitabı idi ve hakkında hiçbir bilgim olmadan başladım kitaba. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitapla ilgili duygularım karmaşık, aynı kitap gibi bölümlere göre duygularım değişiyor ve hala net bir fikre sahip olmuş değilim.

İlk üç bölüm Adam Walker'ın son bölüm ise Cecile'in hikayesini içeriyor. Kitap ilk olarak çok güzel başladı ve sayfalar nasıl aktı bilmiyorum, merakla sayfaları çevirirken ikinci bölüm başladı. İkinci bölüm ise olayların akışı tamamen değişti ve kitap yeni bir boyut kazandı, yazar da bu duruma uygun olması için sanırım kitabı 'sen' anlatımı ile sunuyor. İkinci bölümde yaşananların bir çoğunu (ensest ve cinsel ilişkiler üzerine olan kısımları özellikle) kişisel olarak rahatsız edici buldum, ancak yazar bu konularda biraz uç noktaları zorlayarak bir kurgu oluşturmuş, bunu göz önünde blundurarak okumak gerekiyor diye düşünüyorum.

Üçüncü bölümde ise 'o' anlatımınıa geçiliyor ve hikaye bu sefer başka bir yöne kayıyor ancak sunum sadece dil yönünden farklı değil, yazar bazı yerleri ayrıntılı bir şekilde sunarken bazı yerleri çalakalem yazmış. Sanırım yazardaki bu değişimler insan zihninde olayların ne kadar değişik boyutlar kazanabildiğine değinmek ve mümkün olduğunca okura sunmak.

Son bölüm ise her ne kadar ana öyküden uzak gibi dursa da bir çok gizemin ortaya çıkmasını ve olayların bambaşka bir boyuttan ele alınmasını sağlıyor. Kitabın başı ile sonu birbirinden ne kadar uzak dursa da sonunu sevdim, yazar kitapta kendine özgü bir tarz yakalamış ve sonuna da bunu yansıtmış bence.

Daha önce <i>üsturmaca</i>nın bu kadar net ve iyi işlendiği bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum, yazarın kendine has tarzı beni etkiledi. Bu kitapta işlediği tüm konulardan hoşlanmasam da her daim aynı tarz şeyleri okuyarak zihni daraltmaktan hoşlanmıyorum, farklı şeylerle, değişik düşüncelerle zihnin bilendiğine inanıyorum. Yazarın tarzında beni kendine çeken bir şeyler oldu, diğer kitaplarını da okumak istiyorum.
252 syf.
·Beğendi·7/10
#kitap yorum ,Evet böyle kitaplarla gelin bana ( ve ilginçtir bu da can yayınları ) insanı anlatan zaafları ,tutkuları ,günahları ,kendilerine sakladıkları karanlık sırları ile romanlarda ki !! Mutlu Mesut melek insanları değil ,gerçek yaşamda ki insanları anlatan kitaplarla , 1967 yılında new York ta başlayan iç içe geçen dört bölüm karmaşık ilişkiler zinciri ,şair olmak isteyen bir genç ,siyasal bilimler Prof.onun sevgilisi üçü arasında ki aşk üçgeni ,gencin ablası Prof.un üvey kızı ,enseste varan ilişkiler ( mi acaba ) evet bazen rahatsız olacaksınız ,zaten bu kitap asla bir sevgi pıtırcığı romanı değil ,tam kitap bitti üç beş sayfa kaldı derken bile bir sır sürpriz daha ,iki günde bittiyse okuyun derim ki bu yazarın iki üç kitabını daha sallandırmak farz oldu bana da .
252 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Çok tartışmaya ve eleştirilmeye açık hikayesi var. Fakat benim için, insanın ahlak arayışının felsefi yaklaşımı, ve sorgulatmaya çok açık bir roman oluşu ile tam not almaya yeterli. Kendimi kendimden ayırma çalışması sayılacak kadar zorlayıcı ve iddalıydı. Hayatta hiç bir şey göründüğü gibi değildir sözü ile çok örtüşen bir yapıt.

Kitabın en güzel tarafı üç farklı kişi tarafından yazılmış gibi kurgulanmış ve üç farklı bakış açısından seyretmeye olanak sağlaması oldu. ilk bölüm ben, ikinci bölüm sen, üçüncü bölüm O dili ile yazılarak olaylara farklı kişi, farklı bakış açıları ile yaklaşmakta ve sıra dışı bir konuya objektif bakış ile değerlendirmeyi doğurmakta.

Kitabın kahramanı Walker' ın hikayesinde temelde BEN' de oluşan insanın zayıflığı tutkuları, günah ve suç saydığı olguların aslında birbirinden ne kadar farksız olduğunu düşündürüyor. Görünmeyen arzular, istekler, saklı olan günahlar hatta dünya üzerindeki en ağır günahlardan biri ne olabilir. işte bunu sorgulamak için GÖRÜNMEYEN okunabilir.

Konu itibari ile herkese uygun olmayabilir geniş bakış açısı ile okumayı sürdürmediğiniz sürece rahatsız edici, ilişkiler ve arzular üzerine kontrol edilemez uç noktalara varması ile bir çok okuyucuya yarım bıraktıracak boyutta. 1967 yılında new York ta başlayan karmaşık ilişkilerin zincirini sürdüren, şair olmak isteyen bir gencin kendi hayatını bir üçgenin içine hapsetmesi, bu hayatını da kitap taslağı kurgusu ile fazlaca cesur, ve ruhumuza, inandıklarımıza, ahlak anlayışımıza oldukça soğuk bir biçimde aktarıyor. Paul Auster kitaptaki bu satırlarda ; "Korku iyi şeydir.Korku bizi risk almaya ,kendimizi aşmaya yöneltir;kendini güvende hisseden hiç bir yazar değerli bir yapıt yazamaz ." diyerek cesur ve korkusuz kaleminin nedenini açıklamış sanırım..
252 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Görünmeyen kitabını önce tesadüfen tanıştığım ve beğendiğim Yalnızlığın Keşfi kitabı referansı ile okumaya başladım. Zaten biraz hayal gücü, biraz sürrealizm ve Paul Auster’ın akıcı dili sizi kendisine hayran bırakacaktır.

Walker kitabın ana karakteri, başında kavak yelleri esen yirmilerinin başında bir genç. Columbia’da okuyor. Parlak bir çocuk. Walker’ın hayatında üç döneme tanık oluyoruz ilkbahar, yaz ve sonbahar. İlkbaharda  esrarengiz Margot ve onu niçin bu kadar desteklediğini anlayamadığı bir profesör ile tanışıyor; yazın ablasıyla aynı evde kalıyor ve sonbaharda Paris’e taşınıyor. Yazar tüm hünerlerini sergilemiş yazarken. Bölümlerin büyük kısmı otobiyografik birer mektup ve kısa hikaye gibi arkadaşına yazılmış. Yakın arkadaş olmamalarına rağmen ona açılma isteğini içinde duyan Walker bu üçlemeyi arkadaşına gönderiyor. Biz de hikayeyi bir süre arkadaşının dilinden dinliyoruz.

Genç bir adamın hayatında başına gelebilecek ne varsa işte geliyor başına: Güzel bir iş fırsatı, edebiyata ve siyasete tutkusu, kendisinden büyük bir kadına abayı yakış, ve içindeki ateşte yana yana yine ateşin peşinde koşma isteği. Tesadüfler sadece tesadüf değildir bu romanda. Her tesadüfün bir anlamı vardır, her iyi romanda olduğu gibi. Her şey garip bir hal alır çünkü bir profesör sadece bir profesör değildir ve Walker da aslında normlara uymayan tutkuları ve arzuları olan bir adamdır. Yazı sakin geçirmek ister ama geçiremez. Çünkü ablasıyla kalır ve içinde başka şeyler uyanır.

Detaylara girmeye gerek yok fakat yazar anlatırken sanki o hayatının bir senesinin üç mevsimini, olayların başka türlü evrilmesi mümkün değilmiş gibi anlatmış. Detaylara gelip de hikayeyi berbat etmek istemiyorum.

Bu arada kitabı hemen bir arkadaşıma hediye ettiğim için maalesef burada alıntı yapamıyorum. Fakat elbette hoşuma giden çok güzel ve edebi noktalar vardı. Hele çevirisi muhteşemdi: Seçkin Selvi’nin emeğine gerçekten teşekkür etmek gerekir. Böyle akıcı bir şekilde Türkçeye çevrilebilmiş bir romanı en son ne zaman okuduğumu bilemiyorum.

Kitabın adı yani Görünmeyen ise aslında hayatımızda hiçbir şeyin, kendimizin dahi göründüğü gibi olmadığını çok iyi anlatıyor. Aslında hepimizin içinde herkesten gizlediğimiz günahlarımız, korkularımız ve isteklerimiz var. Bir de herkesten gizlediğimiz farklı ve bilinmeyen bir kimliğimiz var. Ancak bir roman karakteri çok dürüst ve transparan bir şekilde bize gösterebilir mahremini. Başka türlüsü mümkün değil, çünkü toplum, saklamak üzerine kurulu bir müessese…

Bu kitabın en güzel tarafı yazarın her yönden yeteneklerini sergileyebileceği teknikleri okurun gözüne sokmadan, büyük bir hünerle kullanmış olması. Mesela Walker’ın hayatı bir birinci şahsın ağzından anlatılıyor bir de üçüncü şahsın ağzından. İki anlatım da eğreti durmuyor. Tam tersine bunun bile bir anlamı olmalı. Derinimizdeki her şeye birinci şahıstan bakarken, kendimizi tanımakta zorluk çektiğimiz şeyleri üçüncü şahısmışız gibi anlatabiliriz. Ya da kendimize mesafeli durmak için tam tersini yapıyor da olabiliriz.

Yazar bunu yazarken ne düşündü acaba?

Ayrıca zamana, mevsimlere, aşklara, değişime ve yaşa dair bir roman. Kitapta Walker’ın çılgın hayatının ilk yarısına dair kesitler var ve bu sadece 200 küsür sayfa. Belki de ana karakterin hayatını en çok etkileyen dört mevsim işte orda kış hariç. Hepimizin hayatına damgasını vuran bir dört mevsim olmamış mıdır?
252 syf.
İlk ilişkisinin ardından(ensest bir ilişki) kendini şöyle tanımlıyor adam wolker’yavaş yavaş insan olma öğrenimine başlamıştım’ pek tabii.Acı şehvet seks ihtiras karmaşa Ve kargaşa-insan olma eğilimleri arasında önemli bir yerdeydi.
252 syf.
·13 günde·8/10
Auster'in okuduğum ilk kitabi. Diğer eserlerini bilmediğim için salt bu kitaba puan vermek ve kitabi değerlendirmek zor oldu. Alışılageldik kurgulardan farklı olmakla birlikte kitabin beni asıl çekip sürüklemeye başladığı yer (aynı zamanda son bölüm olan) IV. bölüm oldu. Yazar ilginizi çekiyorsa okunmaya değer ancak bir başka eserini de muhakkak okumak gerekir diye düşünüyorum.
252 syf.
·8/10
Kitap oldukça akıcı ve tuhaf bir şekilde ilerliyor. Kitapta anlatılan bazı ilişkiler itici geldiği için kitabın bazı bölümlerini okurken soğusam da kitap genel itibariyla Vietnam savaşı zamanında özellikle gençlerin buhranlarından söz ediyor. Yazarın tarzını anlayabilmek için biraz araştırma yapmanın gerekli olduğunu düşünüyorum.
252 syf.
·Beğendi·6/10
Kitabın İngilizce baskısını okudum.Yazarın iki kitabını daha okumuştum;bu kitabı diğerlerinden daha fazla abartılı buldum.Türk olsa mübalağa sanatı diyeceğim.Her kitabında konular çok gereksiz giriftleştiriliyor.Konulardan biri ensest. Ensest ilişkilerin doğal gösterilmesi batıda yeni bir bakış.Aynen üçüncü bir cinsiyetin kabul edilmesi gibi.Cinsel tercihlerin doğal karşılanması gibi.
Ben kendi adıma okurken rahatsızlık duyduğumu söyleyeceğim.Eğer bir de konu çok satma amacıyla seçildiyse hiç iyi değil bana göre.Okumak isteyen okusun.
"... yüzündeki dünyadan kopuk ifadeyi görünce kendisini şimdiden yarı ölü gibi gördüğünü sezinledim."
Paul Auster
Sayfa 51 - Can Yayınları, 11.Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Görünmeyen
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750711183
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Invisible
Çeviri:
Seçkin Selvi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Paul Auster'ın yeni romanı Görünmeyen, dünya eleştirmenlerinin değerlendirmesinde yılın en iyi kitapları arasına alınmakla kalmadı, yazarın en önemli romanı olarak da tanımlandı. Paul Auster bu romanında gerçekle bellek, yazarlıkla kimlik arasındaki belirsiz sınırı irdeleyerek "Amerika'nın en görkemli yaratıcı yazarlarından biri" tanımını gerçekten hak ettiğini bir kez daha kanıtlıyor.

1967 baharında New York'ta başlayan roman, iç içe geçen dört bölüm boyunca Paris'e ve Karayip Adaları'na kadar uzanan karmaşık bir ilişkiler zincirini anlatıyor. Şair olmak isteyen üniversiteli Adam Walker, siyasal bilimler profesörü Rudolf Born ve sevgilisi Margot ile başlayan aşk üçgeni, Walker'ın ablasını, Born'un üvey kızını da içine alan dörtgenlere, beşgenlere dönüşüyor. Vietnam savaşına öfkeli 68 Kuşağı'nı, enseste kadar varan coşkulu bir cinsel açlığı, sürekli bir adalet arayışını felsefi göndermelerle ören Görünmeyen, bir solukta okuyacağınız ve unutamayacağınız bir başyapıt.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 248 okur

  • Gözde
  • Aylin Özdemir
  • yagmur ceren
  • Aybike Tunç
  • Elif Kayadelen
  • Muhittin klc
  • Zeynep Ocaklı
  • Tbak
  • Mert Seven
  • Hediye Gökçe Baykal

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.2
14-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%18
25-34 Yaş
%38.2
35-44 Yaş
%28.1
45-54 Yaş
%9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.8
Erkek
%42.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.4 (9)
9
%11.9 (8)
8
%28.4 (19)
7
%31.3 (21)
6
%6 (4)
5
%3 (2)
4
%0
3
%3 (2)
2
%1.5 (1)
1
%1.5 (1)