Ömer Cömert

Ömer Cömert
@omerofkesindebiraz
Arşiv
din felsefesi yl
802 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Gelmesini dört gözle beklediğim bir şeylerin olmasını özledim. Bu refleksi kaybettik sanki. ​İnsan, doğası gereği eksik bir varlıktır evet, bizi harekete geçiren şey o eksiği tamamlama arzusudur evet. Bugün bize eksik kalma lüksü çok görülüyor. Ruhun o açığı kapatılıyor, yani iştiyakı öldüren şeyler sürekli özendiriliyor. ​Her şeye doymuş ama hiçbir şeyden tat alamayan sürünün bir parçası (çoktan) olmuşuz. Ruh, her arzunun anında doyurulduğu bu illüzyonda aslında yaşamıyor. TEKRAR EDİYOR. Bu döngü de bizi algoritmaların kapısına getiriyor. Sistem denilen devasa çarklar dönmeye ettiği için hangi algoritmanın kapısını tıklatsak sistemden kaynaklanan bir sorun olduğunu söylüyor. Kalıyoruz kendimizle baş başa. Kendimizle baş başa kalırken bekliyoruz. Sonra diyoruz ki bir şeyleri beklemeyi unuttuk. Evet, birileri sürekli, daha çok daha çok kazansın diye bunların başımıza geldiğini fark ediyoruz ama şuan önemli olan o değil. Bu bir kaybolan refleksler eleştirisi. İnsani refleksler. Bu arayışımız çocukluğumuzdan kaynaklanıyor. Geçmişiniz peşimizi bırakmıyor. Bazen geçmişten bir koku duymak insanı istemediği birçok şeyden koruyor. Nörobilim, veri ekonomisi, sosyal medya şirketleri, reklamcılık, bunlar umrumda değil. Sizin olabilir. Ben size daha ilkel bir yol sunacağım. Özlediğimiz refleksleri geri kazanmanın ilkel bir yolu. İlkel olduğu için haliyle zor. Bu da kolayca ulaşmayı reddetmekten, kendi içimizde bilerek ve isteyerek o eksiklik boşluğunu açmaktan geçiyor.
Reklam
İnsanı insan kılan yüzlerce özelliğin çöpleştiği bir ülkede, ülke insanını sadece çöplerin temsil ettiği durumlar doğar. Yüzlerce kültürün kalıntıları üzerinde yaşıyor olmak kendi başına hiçbir anlam taşımaz. O kültürlerden nasiplenerek özgün bir hayat kuramayanlar o kültürlerin çöplüğünde yaşıyor demektir. Bu kadarla kalsa yine iyi: Kurtuluş nedir bilmeyenler mirasçısı olamadıkları kültürlerin çöpüdür.
Türk'ü ve Türkiye'yi birbirinden soyutlayıp, birbirinden bağımsız kılarak tanımlamaya yeltenenler her ikisinin de felaketini hazırlayan bir fikre hizmet ediyorlar. Bu mantığa sadık kalarak bir safsatayı vurgulamak görevimizdir: "Türkler gelmeden önce Türkiye, Türkiye'ye gelmeden önce Türkler" ibaresi tam bir safsatadır. Nasıl olur da bu topraklar Türkler gelmeden önce Türkiye olur? Türkiye'si olmayanların Türklüğünün delili nedir? Bizler bugün Türklüğümüzün delilini, hiç olmazsa fikri planda, memleket evlâdı olmakta buluyoruz. Dananın kuyruğu da burada kopuyor. Eğer Müslümanlığımız, Türklüğümüzden bir türlü kopamıyorsa bunun tek ve yok edilemez sebebi bu memleketin, Türkiye'nin evlâdı oluşumuzdur.
Kim olduğunu bilmekten korkanlar kendilerinde nerede yaşadıklarını bilme cesaretini hiç bulamadı. Daha kötüsü şu ki, sıra kim olduklarını ve nerede yaşadıklarını bilmek isteyenlere zulmetmeye gelince en cesur onlardı.