Mutluluğu ve acıyı birlikte öğrendim. Mutluluğun sahip olduklarınla ilintili olmadığını öğrendim, çünkü hiçbir şeyim olmadığı zamanlarda da ben çok mutluydum.
Yaşamlarımıza her zaman inşallah felsefesi hükmeder: “ Tanrı isterse.” Hayatı bir hediye, ölümü de Tanrı’ nın tartışılmaz bir kararı olarak gören bir görüş egemendir.
Günler geçtikçe hayal kırıklığım arttı. Olumlu bir şeyler olmadan önce daha ne kadar böyle ümit kırıcı durum yaşayacaktım, merak ettim. Ben hep işleri iyileştirmenin kendimi gayrete geçirmenin ve beni beklediğini bildiğim gizemli fırsatları bulmanın yollarını arıyordum. Her gün “Neler olacak? O gün bugün mü? Yarın mı? Nereye doğru yol alıyorum? Ne yapacağım?” diye düşünüp duruyordum. Bunları neden düşündüğümü hiç bilemedim. Sanırım o zamanlar herkesin içinde bu seslerin olduğunu zannediyordum. Fakat kendimi bildiğim ilk günden bu yana hep, hayatımın çevremdekilerden farklı olacağını biliyordum. Fakat bu farkın ne olacağına yönelik bir fikrim yoktu.