Olurdu ya hani ilkokuldayken; renkli desenli, cicili bicili defterleri, kalemleri çok severdik. Bir vesileyle onlara sahip olduğumuzda ise aylarca kullanmaya kıyamaz, süslü püslü kutularımızın içinde adeta hazineymişler gibi saklardık. Aylar sonra açıp açıp bakar, yine kullanamayıp yerine koyardık. Bazen bazılarını “bi’şey yaparım ki ben bunla” diye kenara ayırır, her gün kullandığımız şeyler arasında kullanılma sırasını beklemesini izlerdik. O sıra hiç gelmezdi. Hatta en acısı bu değerli hazinecikler hayatın koşuşturmacası içinde sizden ümidini kesip (hayatınızdan) kaybolur, bazen de örselenir, hasar görür veya kırılırdı. Kaybolanlar bazen bir temizlik seansı esnasında koltuk altlarından, dolap arkalarından tozlanmış, kirlenmiş ve mahcup vaziyette kendini gösterirdi. Ama siz, yine de onları atmayı aklınızın ucundan geçirmezdiniz. Acaba hayatımızdaki güzel şeyleri, büyük mutlulukları ertelemeyi taa o zamanlardan mı öğrenmiştik kendimizi koşullayarak? Evet bugün takvimler 29 Nisan'ı gösteriyor bir yaş daha aldım; hem çok muazzam hem çok buruk hatırlanmak önemsenmektir her yıl hayattan bir şeyler istersin kimileri olur kimileri çocukluk hazinende tozlanıp gider. Tüm hayallerimin bir bir tozlu raflardan inip gerçek olma umuduyla hoş geldin 25 yaşım..🎈🎈