Puan vermedi·112 syf.··
2022 81. kitabı
Özdemir Asaf (1923-1981), Türk şiirinin en özgün seslerinden biridir. Sade, kısa ve yoğun dizeleriyle tanınır. Az sözle çok şey anlatma ustalığı (“şiir aza indirgeme sanatıdır” yaklaşımı) onun
Dokuza Kadar OnÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 202326bin okunma
Son devrin büyük Allah dostlarından biri olan merhum Mahmud Sâmî Efendi Hazretleri, bir gün Beylerbeyi’nde bizim de hazır olduğumuz bir mecliste şöyle buyurmuştu: “-Benim gençliğimde, şu Beylerbeyi’nde kalp gözü açık bir zât vardı. O, bir gün bana şöyle demişti: “-Meşrûtiyet Devri’nde Ayasofya Câmi-i Şerîfı’nde mevlid dinlemekteydim. Aniden îzahı imkânsız bir rûhî sıkıntı hissettim. Bulunduğum yer câmi gibi mukaddes bir mahal olduğu ve Rasûlullâh’m velâdet menkıbesi dinlenmekte bulunduğum hâlde, böyle bir rûhî inkıbazın (daralmanın) vukuu, beni hayrete düşürdü. Dikkat edince, nasipsiz birisi ile diz dize oturmakta olduğumu fark ettim. Derhal oradan kalkıp câmiden dışarıya çıktım.” O mübarek zât, bize bu vak’ayı nakleden Sâmi Efendi’ye o günden sonra, on beş gün müddetle keşif ve kerâmetinin zâil olduğunu ifâde buyurmuş!..
Dikkat edilirse görülür ki, Peygamber -aleyhissalâtu vesselâm- hazretlerinin hayatında iki devir vardır: 1- Mekke Devri: Mekke, İslâm’ın mücerred itikadı emir ve nehiylerinin tebliği ile geçmiş bir hilmiyet safhasıdır. Bu durum islâm’ın realist bir sistem olmasından doğmuştur. Yeni hükümlere nâmütenâhî derecede uzak ve hatta ters bir hayat süren insanlara, birdenbire onların kabullenmeleri güç gelecek amelî prensipler vaz’ olunmamıştır. 2- Medine Devri: Medine’de ise, şartlar değişmiş, Islâm kuvvetlendikçe ve muhataplar rûhen bu yeni sisteme inhimak ettikçe, içtimâi ve fiilî ahkâm âyetleri nâzil olmaya başlamıştır. Bu durum, -tâbir câizse- İlâhî menşe’li olan dinde bile “Sosyal siyâset”in îcaplarma uyulmuş olduğunu göstermektedir. Mekke’de, kınında duran kılıçların, on yıl sonra çekilip küffarı dize getirecek bir sûrette kullanılacağından imâ ile dahi bahsedilmemiştir. Böyle olmasa, İslâm tahakkuk şansını daha o gün ve ebediyyen kaybederdi.
​"Evet, nedir seni saran?" "Yaşamaklar beni saran... Çalışmaklar, dostluklar, arkadaşlıklar... Kazanmak, kaybetmek. Zor bir işi başarmaklar. Yenmekler. Birinde yenilirsen, yılmayıp bir daha saldırmaklar. Sonunda, ne olursa olsun yenmekler. İnsanları biraz hayran bırakmaklar. Biraz faydalı olmaklar. Haksızlığa uğramış birinin hak almasına yardım etmekler. Haksızlık edenin dize geldiğini görmekler. Onu bunu sömürüp haksız lokmalarla semirmişlerin kirli çamaşırını deşmekler. Onların dedikodularını yapmaklar. Komşuda pişenden ummayıp, eller pişirirken sen de pişirmekler. Duranâ'nın kızını okula alıp okutmaklar. Nohut Deresi'ni kurtarmaklar... Beni saran, bir bacağın olmadığı için senin yapamadıkların. Şu yokuştan yukarı koşmaklar. Beş kez, on kez, olduğun yerde zıplamaklar. Yaşadığından duyduğun sevinci kimseden çekinmeden açığa vurmaklar!..."
Sayfa 39 - Literatür
Miss Brill
Puan vermedi
Miss Brill yalnızlık çeken ancak hayatını kendi zihninde bir dünya yaratarak mutlu ve memnun olan yaşlı bir kadındır. Her hafta pazar günleri parka gidip orada kendi “özel bank”’ında oturup gelen
İnceleme
Miss BrillKatherine Mansfield · Penguin Classics · 201522 okunma