Dikkat edilirse görülür ki, Peygamber -aleyhissalâtu
vesselâm- hazretlerinin hayatında iki devir vardır:
1- Mekke Devri: Mekke, İslâm’ın mücerred itikadı
emir ve nehiylerinin tebliği ile geçmiş bir hilmiyet safhasıdır.
Bu durum islâm’ın realist bir sistem olmasından doğmuştur. Yeni hükümlere nâmütenâhî derecede uzak ve hatta ters bir hayat süren
insanlara, birdenbire onların kabullenmeleri güç gelecek
amelî prensipler vaz’ olunmamıştır.
2- Medine Devri: Medine’de ise, şartlar değişmiş,
Islâm kuvvetlendikçe ve muhataplar rûhen bu yeni sisteme
inhimak ettikçe, içtimâi ve fiilî ahkâm âyetleri nâzil olmaya
başlamıştır. Bu durum, -tâbir câizse- İlâhî menşe’li olan
dinde bile “Sosyal siyâset”in îcaplarma uyulmuş olduğunu göstermektedir. Mekke’de, kınında duran kılıçların, on yıl
sonra çekilip küffarı dize getirecek bir sûrette kullanılacağından imâ ile dahi bahsedilmemiştir. Böyle olmasa, İslâm
tahakkuk şansını daha o gün ve ebediyyen kaybederdi.