Biz O'nun; meliklerin meliki, sebeplerin müsebbibi olduğuna yakinen inanan kişilerin tövbesi gibi tövbe ediyoruz. Yine biz, O'nun; rahmet sahibi ve tövbekârların günahlarını bağışlayan bir sultan olduğunu bilen kişinin ümidiyle O'na karşı ümit besliyoruz. Bunu yaparken ise günahları bağışladığından, tövbeleri kabul ettiğinden ama bununla beraber azabı da çok şiddetli olduğundan şüphe duymayan kişinin ümidine korku katması gibi ümidimize korku da katıyoruz.
Sayfa 11 - Giriş·Kitabı okuyor
Alıntı
Oysa bir denince ben yalnız O'na Yalnız O'na yönelirim, gayrı yok
Sayfa 34
Reklam
Hayatın içindeki değişimler, iniş-çıkışlar ve insanın kendi acziyetini fark etmesi aslında bu hakikati idrak etme sürecinin bir parçasıdır. Her şeyin O'ndan geldiği ve O'na döneceği bilinciyle, kusurlu olandan kusursuz olana (kendi kaynağına) yönelmek, inanan kişi için "ala külli hâl" diyebilmenin gerçek gerekçesidir.
Ebu Bekr Verrak (Rahimehullah) derdi ki: "Başlangıcı sahih olmayanın sonu azarlanmadır. Yani mürit Allah'a tazim ve O'nun hakkını ikame için O'na ibadet etmelidir. O'nun huzuruna yaklaşmak kasdıyla değil... Çünkü bu, ücret talebidir ve ehlullahın şanından değildir. Bu gaflet en gizli hastalıklardandır. Böyle bir mürit her ne zaman ilahi huzura yaklaşsa ona şöyle denilir: 'Dön, çünkü sen bu huzurun ehli değilsin. Bu huzurun ehli Allah'tan başka birşey istemeyendir.'
Sayfa 177 - Yasin Yayınevi, 2. Baskı, 2013·Kitabı okudu
Tasavvuf
Evet, Allah bize şahdamarımızdan daha yakınsa, biz de O'na şahdamarımıza olan yakınlığımızdan daha yakınız..
Sayfa 40 - Diriliş yayınları 11.Baskı
Alıntı
Reklam
Reklam