(...) Eskiler, mûsikîyi matematik ve astronomi ile beraber ve öncelikle bir “ilim” olarak alırdı. Çünkü mûsikînin, feleklerin deveranından doğduğu, yapısında sayılar ve nisbetlerin âmil olduğu düşünülürdü. Eski Yunan’da bu tarz bir müzik kültürünü, müzik hikemiyatını ortaya koyan Pisagor’du ve ondan sonra müzik, “âlemşümul âhengin sanatı” olarak anlaşılmıştı. Ancak musikî eski Yunan’da ortaya çıkmış ve hikmeti ilk defa orada araştırılmış bir ilim ve sanat değildi. Onlardan çok daha önce Mısırlılar, Babilliler, İbraniler, Farslar, Hindliler ve Çinliler, hem bir sanat, hem de bir ilim olarak musikî hakkında önemli fikirler öne sürmüşlerdi. Musikî, bütün eski ve ibtidaî kültürlerde de, bazı ilmî, bazı İlâhî suretlerde mütalâa edilirdi.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Ocak 1997, Feyyaz Aksakal imzasıyla) Müzik Zevki ve Cihad Şuuru Hakkında