Bet

Bet
@onemorehour
K
Süpürge, cadı figürünün ayrılmaz bir parçası haline geldiği dönemlerde genellikle kayın, huş gibi ağaçların kuru dallarındandır. Ağaçları perilerin mekanları kabul eden inanışın yaygınlık kazanmasıyla, süpürgelerin büyülü güçlerle yüklü olduğu kabul edilmiştir. Yine süpürgeyle toplanan pislikler, artıklar dışarı atılmaz, evin bir köşesinde biriktirilerek süpürgeyle birlikte ateşte yakılır, böylece, pisliklerin (zararlı maddelerin) yaşamsal mekanlardan dışarıya atılmasına aracılık eden süpürgenin tekrar eve girmesi engellenmiş olur. Bu yaklaşımın temelinde, süpürgenin tekrar eve girmesinin, yaşanılan mekan için zararlı büyü yapılmasına imkan verdiği inancı yatar. Süpürge aynı zamanda cadının boyunduruğu altına girmiş phallus’u (erkeği) çağrıştırır; çoğu kez çıplak cadının iki eliyle sıkıca kavradığı, bacakları arasından uzanan süpürge penisle özdeşleştirilmiştir. Sıkıca kavranan uzuv aynı zamanda cadının, erkek üzerindeki hakimiyetine de işaret etmektedir.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Reklam
Şeytan’ın yeryüzünde hakimiyetini kurmak amacıyla kendisine sağladığı gücü kötücül amaçlar için kullanan, büyücü ancak “cadı” olarak tanımlanabilir. Sıradan büyücü sahip olduğu yetenekleri ancak doğanın kendisine sunduğu imkanlar ölçüsünde geliştirebilir.
Sayfa 151·Kitabı okudu
Cadıların kurbanlarına zarar vermek amacıyla hediye ettikleri “elma” malzeme olarak zehirli olmak zorunda değildir. Çünkü cadı köken itibariyle gönül (göz) bağlama büyüsünün bir simgesini kullanmaktadır. Elma ilk günahı simgeler ve bu nedenle zaten ölümcüldür. Elma fakir, yaşlı, muhtaç köylü kadın kılığında Pamuk Prenses’i öldürmeye gelen büyücü üvey annenin kullandığı bir malzemedir. Bu nedenle, çocuklara elma hediye etmek kırsal kesimde yaşayan kadınlar için risklidir.
Sayfa 128·Kitabı okudu
Eski Ahit’te rüyalar Tanrı ve insanlar arasındaki iletişimin bir aracı olarak görülür. Doğal olarak kralların, rahiplerin ve kâhinlerin rüyaları sıradan insanların rüyalarına göre çok daha derin bir anlama sahiptir, yorum gerektirir. Krallar, tanrılarının yardımına ihtiyaç duydukları zaman “rüya uykusu”na yatarlar.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Cicero‘nun kaybolan ünlü eserinin tek tanıığı olan yazar Macrobius (4.yüzyıl), rüyaların ortaçağ yazarlarına örnek olan ilk sınıflandırmasını yapmıştır. Macrobius’a göre, uykularımızda bizi tedirgin eden rüyalar beşe ayrılır. Bunlardan ilki olan rüya (insomnium) gün içinde vücudun ve ruhun yaşadığı meşakkat ve üzüntülerin anımsanmasıdır ve falcılık niteliği yoktur. İkincisi fantasma (visum), uyku ile uyanma arasındaki anda odayı işgal etmiş görünen fantastik yaratıkların yarattığı karabasanlardır. Diğer üç tür kâhinsi özellikler gösterir; kehanette (oraculum) bize yararlı öğütler veren anne, baba, rahip ve tanrı gibi önemli şahsiyetler görünür. Vizyon (visio),bize yapılan bir uyarıyı ifade ederken, somnium’da (rüya, hayal) resimler konuşur, anlam kazanır.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Reklam