Öner Can Ayaz

"Bir odanın kapısını kapatıp yanız kalmak, Her zaman hayatımın en güzel şeylerinden bir olmuştur, Dışardan gamsız bir pezevenk gibi gözüküp, İç dünyamda duygusal biri olmak beni mahvett...
Reklam
Özlediğim ölülerle, yüzünü görmek istemediğim diriler arasında sıkışıp kaldım.
“onların hayatına hiç yaşamadıkları bir sevgiyi göstermek için girdin; sonra onlar sana, neden böyle bir sevgiye sahip olamadıklarını gösterdiler…”
Sevgili Lilyum… Evet, insanız. Evet, hepimiz bir gün öleceğiz. Bunu bile bile yaşıyoruz. Her sabah gözlerimizi açarken aslında hayatın bize verilmiş sınırlı bir zaman olduğunu biliyoruz. Ama çoğumuz bunun ne zaman biteceğini bilmeden yaşamaya devam ediyoruz. Belki de bu yüzden bu kadar rahat gülüyoruz, bu yüzden yarın varmış gibi planlar yapıyoruz. Çünkü insan, sonunun bilseydi belki de bu kadar kolay nefes alamazdı. Ama bazen içimde garip bir his uyanıyor, Lilyum. Sanki herkes yarın varmış gibi yaşarken ben yarının biraz daha uzak olduğunu hissediyorum. İçimde bir fısıltı var. Sessiz ama inatçı bir ses… Sanki bana günlerimi sayıyor. Her geçen zamanın omuzlarıma görünmez bir ağırlık bıraktığını hissediyorum. Belki de sadece bir korku, belki de sadece bir düşünce… ama yine de o ses bazen kalbimin en derin köşesinde yankılanıyor. İnsan ölümün varlığını bilir ama onu gerçekten hissettiği an farklıdır. O an, dünya bir anda daha sessiz olur. Gökyüzü aynı gökyüzüdür ama sanki rengi biraz daha soluk görünür. Rüzgâr aynı rüzgârdır ama dokunuşu daha anlamlı gelir. Çünkü insan, sonluluğunu düşündüğünde her şeyin kıymetini daha derinden hissetmeye başlar. Ben de bazen böyle hissediyorum Lilyum. Sanki hayatın ortasında değil de, biraz kenarında durmuşum gibi. Herkesi izleyen ama bir gün sahneden erken ayrılacağını bilen bir oyuncu gibi. İçimdeki o fısıltı bana “zaman” diyor. Ama korku değil bu… daha çok garip bir kabulleniş. Mutlulukla umut arasına sıkışmış bir kalp taşıyorum sanki. Bir yanım hâlâ yarınlara inanmak istiyor. Bir yanım hâlâ yeni bir günün getireceği küçük mucizeleri bekliyor. Ama diğer yanım… diğer yanım sanki çoktan vedaya hazırlanıyor. Garip bir duygu bu. İnsan hem yaşamak istiyor hem de içinde bir yer, hayatın geçiciliğini kabullenmiş gibi oluyor. Sanki kalbim
“Bir balkon kadar yalnız insan, Bir şehir kadar kalabalık düşünür. Gürültü dediğin şey bazen hayatın değil, İçinde büyüttüğün boşluğun sesidir.”