Bence Erdoğan kendi orta sınıflarını yaratmakta başarılı oldu. Cumhuriyet ideallerinin şekillendirdiği orta sınıfların tasfiye edilme süreci ise çok acımasızca devam ediyor.
Erdoğan her siyasi kesime ihtiyacı olanı vadederek iktidara geldi. Liberaller için bu daha çok demokrasi oldu. İş dünyası açısından devlet tarafından daha da fazla desteklenen bir serbest piyasa demekti. Siyasal İslam için politika sahnesinde daha fazla alan anlamına geliyordu. Yarı-sol için uzun zamandır beklenen 1980 askeri darbesiyle hesaplaşmaktı. İktidara geldiğinde uluslararası çevreler de Erdoğan'ı kırmızı halı ile karşılamaya hazırdı. O zamanlar çok azımız "paranoyak elit", "laikçi teyze" gibi görülme riskini alıp gerekli soruları sormaya cesaret ettik.
Dünyada filizlenen her sağcı popülist lider gibi Erdoğan da iktidara gelirken "mağdurlara" saygı gösterilmesini istedi. Gelince en amansız biçimiyle bir "Ya sev ya da terk et" politikasına yöneldi. Burası artık onun ülkesi. Bir zamanlar hukukla yönetilen laik, demokratik bir ülke hayalinin parçası olan "orta sınıflar”, artık Erdoğan rejiminde ihtiyaç fazlası haline geldi. Belki hedef tahtası demek daha doğru olacak.
Refah durduğunda orta sınıf daha kapsayıcı olmak yerine daha dışlayıcı ve savunmacı hale gelır. Yani toplumun bütününü yukarı çekmek yerine, "bizim mahalle, bizim aidiyet, bizim kimlik" üzerinden kayırılmak istenir. Yani artık ahlaki değerler orta sınıf için önemli değildir. Çünkü ortada yekpare ve evrensel eşitliğe dayanan bir orta sınıf değil, Erdoğan'ın sıklıkla vurguladığı "dava" üzerinden diğerlerinden ayrışan ve bu ahlaki zırhla kayırılma beklentisini bir tür ahlaki norma dönüştüren bir bölünmüş yapı vardır karşımızda.