gözlerimi ellerimle kapayıp derin derin nefes alıyorum. ne işim var benim burada¿ şu hâlimle üstelik! etrafın zorlaması işte! zaman , demişlerdi. oysa tam tersi... umutsuzca akıp giden aylar , günler , saatler acımı uysallaştırmak yerine keskinleştirmişti. zaman bedenime bile dar geliyordu artık.
kitaplarla , yemeklerle kuşatılmış hayali bir dünya! artan bilgisiyle beraber büyüyen, genişleyen bir beden.
"beni terk etmeyen bir sen varsın , bir yazdıklarım!" böyle demişti. sonra gülmüştü acı acı: "bir de yediklerim!"