akşam yemekte fazla konuşmazsın , zaten pek dinleyen de yoktur. mutfak , oturma odasına veya yeni adıyla yaşam odasına dönüştürülmüştür. hayatın geçtiği yer ve hayatın durduğu yerdir. beklentiyle açılmış hamur , hayal kırıklığıyla kavrulmuş soğan kokar. duvar kağıtları çiçek yerine fedakâr , hamarat melekler olarak düşlenir.
"kendini bu dünyada bir başına hissettiğinde aynaya bakarsın , belki anılarınla dertleşirsin."
anılar hatırlanmak için değil midir¿ ya hatırlanmıyorlarsa¿ " o zaman bize ait değillerdir artık!"
belleğinin geçmişe yuvarlanışı yine başlar. çok mu eskiye gider¿ sanmam , sadece kendi unutmuş olduğu kadar eskidir yuvarlandığı yer.
daha önce kalan bir müşteri söylemişti , iyi bir evlilik için kötü bir bellek gerekiyormuş. konuşabilseydim nazlı'ya söylerdim. anlatırdım , dört duvar arasında insanların nasıl değişebildiğini. ortaya dökülene kadar sırlarını nasıl masum gördüklerini.