Berbattı. Kitabın arka kapağında size vadedilen şey, eskici dükkanına gelen müşterilerin farklı hayatlarını ve bu şekilde farklı bakış açılarını görüp öğrenmek. Lakin bırakın görüş açılarını anlamayı kitabın tek bir kelimesi bile anlaşılır değil. Olaylar ve durumlar kopuk kopuk. Kimin konuştuğunu, neden konuştuğunu hatta ne zaman konuştuğunu bile anlamıyorsunuz. Ana karakterin ne düşündüğünü bile anlamıyorsunuz çünkü ana karakter de anlamıyor, hatta o kadar vasat ki ana karakterin duygularını anlayamadığı bile anlatılamıyor.
New York Times Book Review’a göre “özüne kadar damıtılmış imgeler, doğrudan kalbe giden cümleler ve tüm hayatı tek nefeste sunacak bir anlatım”’a sahip ancak kitapta hiçbir duyguyu hissedemedim. Ya da kitabın arkasındaki bir diğer yorumda “ince düşünülmüş tuhaf arızalı ve abartısız karakterler… kitabın sonunda onları önemsiyorsunuz…” deniliyor bu yüzden inatla kitabı sonuna kadar okudum lakin tüm kitap boyunca araya atılan orta yaşlı ezik bir adamın aptal c”sel fa”azilerine tiksinmem dışında hiçbir duygu hissetmedim.
Elbette kendime çok kitap okumuş ya da iyi eleştiren biri diyemem ancak kitap okumayı çok sevdiğimi ve yelpazemin yeterince geniş olduğunu söyleyebilirim. Çoğunlukla klasik okusam da tüm klasiklerim farklı türlerde ve farklı edebiyatlardandır, çocuk kitabı düzeyinde ve yetişkin düzeyinde fantastik kitapları da severek okurum hatta rastgele insanların yazdığı wattpad kitaplarından bile okudum ve tüm bu kitapları iyi özelliklerine odaklanarak, severek okudum ama hiç, bir kitabı okurken bu kadar keyifsiz kalmamıştım.
(spoiler)
Kitabımız ana karakterimiz (kitapta geçmese de tahminimce 25-30 yaşlarında) tek başına yaşayan bir kadın olan Hitomi’nin ağzından anlatılıyor. Hitomi ana karakter olmasına karşın şu tarzda bir kişiliği var bile