Düşünüyorum da, şu hayat dediğimiz şeyin ne hoş ödülleri vardı; şuna buna hınç duymak, kin beslemek ne kadar yersizdi ve dostluklar kurabilmek ve kafa dengi kişilerle birlikte olabilmek ne kadar gıpta edilecek bir durumdu...
Kim aşkın çekim alanına tutulursa, artık kendinde değil maşukunda yaşar, üstelik kendini sevgilisine kaptırdığı, ona nüfuz ettiği ölçüde zaten sevinç dolu olan göğsü daha da kabarır.
Savaş insanlara değil, insanlıkla ilgisi olmayan canavarlara yakışır. Öylesine olağanüstü bir çılgınlıktır ki, şairler onu intikam tanrıçalarının gönderdiğine hükmederler.