Yani... demek istediğim... demek istediğim... bizi en büyük başarıya götüreceğini sandığımız yol, aslında sandığımız gibi bir yol değildir. Zira zihnimizdeki başarı kavramı çoğu zaman dışarıdan gelecek saçma sapan bir kazanıma hedeflenmiştir: olimpiyatlarda madalya, ideal koca, yüklü maaş. Hayatımızı bu ölçütlere uyabilmek için harcarız. Oysa başarı ölçülebilecek bir şey, hayat kazanılacak bir yarış değildir. Bunların hepsi... fasa fisodur aslında...
İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
Kitap, Hacime adında bir adamın 12 yaşından 37 yaşına kadar olan hayat hikayesini anlatıyor. Hacime' nin aldığı kararlar, kararsızlıkları, kendi içinde hep bir şeyleri eksik hissetmeleri çok akıcı bir şekilde anlatılıyor. Hacime nin bazı düşünceleri insanı kızdırsa da bazı konulardaki duruşu ve hassasiyeti insanı etkiliyor.
Kitabın sonunda güzel bir sondan ziyade havada kalan ve okuyucunun kendi yorumuna bırakılan bir son sizi bekliyor. Yine de bir çırpıda bitirilebilecek, sıkmayan ve çok akıcı olan bir kitap. Tavsiye edilir.