Doğum ve dünyanın ilk algılanışları bir uyuyuş ve düşlerin en tatlısıdır: Ölüm bir uyanıştır. Erken ölmek uykusunu almamış bir insanı uyandırmak gibidir. Yaşlanınca ölmek, yeterince uyuyup sağlıklı bir uykuyu tamamlayıp kendi lehine uyanmaktır. İntihar ise uyuduğunun farkına varıp kendi kendini uyandırarak bitirdiğin bir kabus.
Hayatlarımız hep yanlış. Bir bireyin topluma ihtiyacı yoktur, bireye ihtiyacı olan toplumdur. Toplum bir savunma mekanizması, bir çeşit oto korunmadır. Birey, sürüde yaşayan hayvan gibi değil, kendi yalnızlığında, doğaya, hayvanlara ve bitkilere yakın, onlarla ilişki halinde yaşamalı. Hayatımızı değiştirmemeliyiz, onu yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini şimdi daha iyi ve net görüyorum. Bunu farklı yaşayarak başlamalıyız. Fakat nasıl? İnanmak ve sevmek için kendimizi her şeyden önce özgür ve bağımsız hissetmeliyiz. Bu önemsiz dünyayı reddedip başka bir şey için yaşamalıyız. Fakat nasıl, nerede? İşte bu ilk yanılgı, ilk engel.