Giriş Yap

Andrey Tarkovski

Yazar
8.9
289 Kişi
Tam adı
Andrey Arsenyeviç Tarkovski
Unvan
Rus Film Yönetmeni, Yazar ve Aktör
Doğum
Zavrazhye, Sovyetler Birliği, 4 Nisan 1932
Ölüm
Paris, Fransa, 29 Aralık 1986
Yaşamı
Andrey Arsenyeviç Tarkovski (Rusça: Андрей Арсеньевич Тарковский) (4 Nisan 1932 - 29 Aralık 1986), Rus film yönetmeni, yazar ve aktör. Sinema tarihinin önemli yönetmenlerinden biridir. Sergei Paradzhanov'la birlikte Glasnost öncesi kuşağın en iyi yönetmeni olarak kabul edilir. Şiirsel sinemanın önde gelen isimlerindendir. 4 Nisan 1932'de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde doğdu. Sergei Eisenstein'den sonra adı en çok duyulan Sovyet sinemacılardan biri olan Andrei Tarkovsky ( Ünlü şair Arseniy Tarkovsky'nin oğlu ), VGIK Sovyet Film Okulu'na girmeden önce müzik veArapça eğitimi aldı. VGIK'te saygın yönetmen Mikhail Romm'un öğrencisi oldu. Romm öğrencilerini bireysel yeteneklerini geliştirmek yolunda teşvik eden bir entelektüeldi. Tarkovsky uluslararası sinema arenasında, ilk uzun metrajlı yapımı olan Ivanovo detstvo (İvan'ın Çocukluğu - 1962) ile dikkatleri üzerine çekti ve Venedik Film Festivali`nde büyük ödül kazandı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında on iki yaşında bir casusun hikâyesini anlatan bu ödüllü film, ikinci yapımı için otoritelerde büyük bir beklenti oluşturdu. İkinci filmi Andrei Rublyov (Andrey Rublev - 1969 ), 1971'e kadar Sovyet yetkililerce yasaklanmış olarak kaldı. Cannes Film Festivalidahilinde, ödül almaması için kasıtlı olarak festivalin son günü sabah saat 4:00'de gösterilmesine rağmen bir ödül kazanmayı başardı.1972'ye gelen, ünlü bilim kurgu yazarı Stanislav Lem'in aynı adlı romanından uyarlanan Solyaris (Solaris), Stanley Kubrick'in 2001: Bir Uzay Destanına Sovyetlerin cevabı olarak görüldü ancak Tarkovsky bunu hiçbir zaman kabul etmedi. Solaris gezegeninin yörüngesindeki bir uzay istasyonunda yaşanan doğaüstü olayların ve insanların hayalleri ve vicdan muhasebeleri üzerine derin bir gerilim-bilim kurgu filmi olan Solaris, diğer yapıtlarına göre daha rahat bir şekilde seyirciyle buluştu ancak 1975'te çektiği Zerkalo ( Ayna) ile tekrar Resmi Engellere takıldı. Tarkovsky'nin kendi çocukluğundan kalma bazı anıları ile, kırklı yaşların sonundaki bir adamın çocukluğu, annesi ve savaş ile ilgili anılarında Sovyet halkına farklı bir bakış açısı sunan bu film yine pek çok resmi otorite tarafından yasaklanması gereken bir film olarak görüldü. Bir sonraki film Stalker (İz Sürücü - 1979), ilk versiyonun bir laboratuvar kazası ile ile yok olmasından sonra, çok düşük bir bütçe ile yeniden çekilmek zorunda kaldı. Tarkovsky sinemasının belirgin özelliklerinden olan ağır ve uzun planların, özenli kompozisyonların, derin anlamlar içeren diyalogların en güzel şekilde kullanıldığı bu filmi takip eden ve resmi makamların izni ile İtalya'da çekilen Nostalghia (Nostalji - 1983) Andrei Tarkovsky'nin sıla özlemini dışa vurduğu ve sürgünde çevirdiği ilk filmidir. Son filmi Offret (Kurban - 1986)'in çekimlerini İsveç'te, Ingmar Bergman'ın ekibi ile tamamladı. Aynı sene Cannes Film Festivali'nde tam dört ödül alarak festivale damgasını vurdu. 28 Aralık 1986 tarihinde, Paris'te akciğer kanseri sebebiyle hayata veda etti. 1990'da "sinema sanatına olağanüstü katkısı, evrensel insani değerleri ve hümanist düşünceleri olumlayan yenilikçi filmleri" nedeniyle Tarkovsky'ye Lenin Ödülü verildi.

İncelemeler

Tümünü Gör
272 syf.
·
Puan vermedi
Podcast: Mühürlenmiş Zaman, Andrey Tarkovski
Podcasti dinlemek için YouTube linki: youtu.be/ke7HINtfz_0 Merhaba kitapçokseverler. Bu bölümümüzde Andrey Tarkovski'nin sinema ve sanata dair görüş ve deneyimlerini anlattığı Mühürlenmiş Zaman yapıtını konuşuyoruz. Kitaptan bir alıntıyı sizlerle paylaşıyor ve keyifli dinlemeler diliyoruz: "Sinema 'türünden' söz edildiğinde, genelde ticari yapımlar, durum komedileri, kovboy filmleri, psikolojik dramlar, polisiyeler, müzikaller, korku ve felaket filmleri, melodramlar vs. kastedilmektedir. Ama bütün bunların sanatla yakından uzaktan bir ilgisi var mıdır? Bunlar kitlesel iletişimdir, tüketim malları demek belki de daha doğrudur. Artık ne yazık ki her yerde rastlanan bu biçimler sinemaya dışarıdan, ticari çıkarlar tarafından zorla dayatılmaya çalışılmaktadır. Ancak esas anlamıyla sinema, düşünmenin ancak bir biçimini tanır: Birleştirilemezi ve çelişkiyi birleştiren, sinema sanatını, yazarının düşünce ve duygularıyla özdeşleştiren şiirsel düşünce tarzı. Gerçek bir film görüntüsü, türünün sınırlarının aşılması üzerinde kuruludur. Ve bir sinema sanatçısı burada, açıkça tek bir türün boyutları içinde hapsedilemeyecek olan idealini ifade etmeye çalışır." okursohbetleri1000kitap.com/gmail.com üzerinden görüş ve önerilerinizi bekleriz. Sevgiler.
·
247 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Andrey Tarkovski SSCB'nin yetiştirdiği uluslararası bir çok ödülü olan sinema yönetmeni. Dönemin ünlü şairlerinden Arseniy Tarkovski'nin oğludur. Tarkovski'yi uzun zaman önce seyrettiğim filmler ile tanıdım. Sinema dünyasının önemli yönetmenlerinden biri olmasına rağmen ülkesinde bile yasaklanan filmleri, ödül almasın diye yapılan engellemeler ile dolu bir hayatın içinde sıradışı olmayı başarmış, kendi idealleri yolunda tavizsiz yürümüş ve sanatına imzasını kazıyarak atmış biri olarak saygıyı hakkediyor. Tarkovski benim için olduğu kadar onun eserlerini takip edenler için de sadece bir film yönetmeni değil felsefesi olan bir düşünce adamıdır. Mühürlenmiş Zaman, genel olarak Tarkovski'nin yapmış olduğu filmler hakkında sinema ve felsefesine dair yazılarından oluşmakla birlikte sinema tarihinin ve çağının önemli yönetmenleri, filmleri kadar edebiyat dünyasının da yazar ve kitapları hakkında düşüncelerine yer veriyor. Zaten kitabın adını gören bir çok okuyucu Marcel Proust'u ve "Kayıp Zamanın İzinde"yi gülümseyerek anmış olmalı, ki Tarkovski de bunu yapmadan geçmiyor kitabında. "Zaman ise bir durumdur. Ve bir ateş ki insan ruhunu mesken tutmuş semender yaşar içinde." Tarkovski'nin felsefesini ve dünyaya bakışının en güzel ifadesini onun satırlarından paylaşmak istiyorum, biraz uzun olsa da yaptığı tahlil okunmaya değer; "Doğu her zaman ebedi gerçeğe Batıdan daha yakındı, ama Batı uygarlıkları maddi hayat beklentileriyle Doğuyu yutuverdi. Bunu anlamak için Doğu müziğiyle Batı müziğini karşılaştırmak yeter de artar bile. Batı: "İşte ben buyum!" diye bağırıyor. "Bana bakın! Dinleyin, acı çekmeyi ve sevmeyi bir tek ben biliyorum! Yalnız ben hem mutsuz hem mutlu olabiliyorum! Ben! Ben! Ben!" Doğu ise kendisiyle ilgili tek bir kelime söylemez. Kendini, Tanrı'nın, doğanın, zamanın içinde tamamen kaybeder, kendini onlar içinde yeniden bulur. Her şeyi kendi içinde keşfetmesini bilir. Taocu müzik - Çin, İsa' dan önceki 600 yıl... Peki ama, neden bu yüce gönüllü görüş üstünlük sağlayamadı da aksine yok oldu? Ve neden bu düşünceden doğan uygarlık, mükemmelliğe erişmiş belli bir tarihi süreç biçiminde bize ulaşamadı? Anlaşılan bu görüşler, kendilerini saran materyalist dünyayla fena halde kapışmış. Birey nasıl toplumla kapışıyorsa bu uygarlık da ötekisiyle kapışmış. Ancak yalnız bu yüzden değil, materyalist dünyayla, onun "gelişmişliği" ve teknolojisiyle de karşı karşıya geldiği için de yok olup gitmiş. Doğu uygarlığının görüşleri bir sonuçtur, topraktaki tuzun tuzudur, gerçek bilgi ancak ondan fışkırır. Mücadele ise bu Doğu mantığına göre günahtır. İşin aslı, bizim kendi yarattığımız bir hayaller dünyasında yaşamamızdır. Onun kusurluluğuna tabiyiz, keşke onun yararlarına ve değerlerine de tabi olabilseydik." Keşke… Özellikle sinemaya ilgi duyanların ama genelde herkesin rahatlıkla okuyabileceği anlaşılması da okunması da rahat bir eser. Tarkovski'yi tanımak için bile okunmasını tavsiye ediyorum, hayata bakışa yeni pencereler açacak olması ise "bonus" olacak şüpheniz olmasın. Kitap da kalın demeyin, okuyun, kitapla kalın.
224 syf.
''yönetmen tarkovsky'' demekten ziyade sinema düşünürü ya da salt bir filozof olarak da adlandırmalıyız tarkovsky'i. çünkü yazdıkları ve yaptıkları bir ''yönetmen'' sıfatının çok ama çok ötesinde. 20. yüzyılla birlikte insanın ilgi ve değer alanları da değişti, değişiyor. sinema ise 20. yüzyılda doğmuş ve bugün de güncelliğini koruyan ve insan için hem sanat alanı, hem kültür, hem bilinç, hem propaganda, hem haz, hem sosyal alan olarak ilgi görüyor. bir antik kentin agorası, bir metropolitan kentin merkezi meydanı ile eşit bir anlam ifade ediyor artık sinema. -ki görsellik üzerine oluşturulduğu için günümüzde sanal alanların genişlemesiyle gazete, dergi ve malesef kitapların yayılamadığı kadar çok yayılma şansı buldu kendine. bu da ileri ki çağa kendini taşıyacağı anlamı taşıyor. yeni bir kamusal alan olan sinema hakkında düşünürümüz oldukça sanatsal ve estetik değerlendirmeler yaparken okuyucuya ''film nasıl izleniri'' öğretiyor resmen. üniversitede ders alanlarımız içinde aldığımız eğitimlerden biri de sinema ve görsellik olduğu için tarkovsky'i işlemeden geçmememizin büyük hazzını yaşıyorum. kitap öylesine çok alıntılanacak cümleye sahip ki bu yazıyı alıntılamadan geçmek çok zor olacak ama deneyeceğim. -sinemada dostoyevsky- başlığı altında tarkovsky'i okuyabiliriz aslında. çünkü dostoyevsky romanlarını okumuş ve dostoyevsky çözümlemesi yapmış biri tarkovsky'nin bakış açısını ve sanat dilini çok ama çok rahat görecek ve anlayacaktır. aslında kitap sinemanın sanatsal estetiğini işlemekten çok sizlere romanlardan okuduğunuz ve hafızanızda yer edinen sahneleri canlandırmanızı ve o mükemmeliyetçi bakış açılarının barındığı romanlarda yaşanılan detayları yeniden kurgulamanızı istiyor. sanatın ticari bir meta haline getirilişiyle sinemanın da sektörel bir kazanç alanı haline dönüşmesi karşısında tarkovsky, bizlere kendi gözümüzle oluşturacağımız filmleri kurgulamamızı istiyor. hayat gerçekten de kazanmak, mutlu olmak için değil, var olmak ve bir ruh geliştirmek için insana tanınmış bir süredir. ve okuduğunuz romanlardan hareketle kurgulayacağınız sahneleriniz ve diğer tüm detaylarınız, ruhunuzu yükseltecektir. yaşamdan zevk almanın tek ve en gerçekçi yolu kendi kendine yeter bir gücü her zaman elinde bulundurmaktır. yapayalnız olsa da insan bakış açısı sayesinde hayatın felsefesini rahatça ele geçirebilir bir düzeye ulaşacaktır. kitap öyle güzel ki, dostoyevsky'e değindiği kadar schopenhauer'a da değiniyor. insanı okyanusa ulaştıran muazzam bir ırmak. içinde tüm zenginlikleriyle alüvyonları taşıyan...
·
1 yorumun tümünü gör
400 syf.
·
40 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
ZAMAN ZAMAN İÇİNDE ÜZERİNE
Tek önemli şey ZAMAN içinde ZAMAN bulmak. Bu muazzam zor, fakat yapılmak zorunda! Andrei Tarkovsky SSCB’nin yapmış olduğu bütün baskılar ve engellemelere rağmen kendi sanat anlayışından taviz vermeden özgün filmlerle var oldu. Filmleri dünyada büyük beğeni toplarken kendi ülkesinde bilerek ve isteyerek izleyicisine ulaşması engellendi. Kendi tuttuğu günlüklerde ise sürekli olarak bu baskılardan ve anlaşılmamaktan söz etti. Bütün bunlar olmayıp kendini daha rahat ifade edebileceği bir ortamda neler yapabileceğini düşünmek bile heyecan veriyor insana. Fakat bütün büyük sanatçılar gibi o da döneminde anlaşılmadı ve büyük bir ızdırap ve acı ile bizlere veda etti. Belki bu süreçte vermiş olduğu psikolojik ve fiziksel savaş onun hastalığını daha da tetikledi ve erken sayılabilecek bir zamanda bu dünyadan ayrıldı. Filmleri hâlâ sinemaseverler tarafından izleniyor ve tartışılıyor. İnsanlarda bıraktığı etkiler ise tarif edilemez boyutta. Ne mutlu bizlere ki bu güzel filmlere kolayca erişebilme imkanına sahibiz. Tekrardan iyi ki doğdun diyor, ışıklar içinde uyumasını temmenni ediyorum.
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42