Kralların YoluBrandon Sanderson
Lise ikiye gidiyordum ve okuma yazmayı söktükten sonra neredeyse hiç kitap okumamıştım. Babamın aldığı, can yayınlarının çocuk klasikleri serisine dokunmamıştım yıllardır.
Bir gün arkadaşım Robin Cook'un İstila isimli kitabını verdi. "Bunu seveceksin dedi." Üç günde bitirdim ama o kadar yavaş okuyordum ki neredeyse başka hiç bir şey yapmadım. Sonra Wilbur Smith kitaplarından bir kaçını okdum ve inanamadım. Kitap okumak çok eğlenceliydi.
Kitap okumadığım için beni sürekli azarlayan babam, kitapçısına gidip "Bizim oğlan böyle değişik şeyler okuyor." demiş. Ona göre klasik olmayan ya da entelektüeller tarafından önerilmeyen kitaplar boş kitaplardı. Yine de, kitapçının önerisine uyarak, bana Shannara'nın Kılıcı kitabını almış. Kitabın kapağı, yirmi küsür yıl sonra bile gözümün önünde. "Fantazya bir yolculuktur" gibi bir şeyler yazıyordu.
Kitabı elimden bırakamadım. Serinin diğer kitaplarını okurken, kitabı elimde gören bir arkadaşım Ejderha Mızrağı Serisini önerdi. Ve tabi ki artık fantastik kurgu manyağı olmamak gibi bir seçeneğim kalmamıştı. Çok yavaş okuduğum için rapor alıp evde 13-14 saat kitap okuyordum. Eskişehir'dekiler bilirler; İnsancıl Sahaf o zamanlar ücretin yüzde seksenini, kitabı geri götürdüğünde iade ediyordu. İkinci el kitapların beşte bir fiyatına bir çok fantastik seriyi bitirdim. Bu tür kitapların çevirisi oldukça azdı. 6.45 diye bir yayın evi vardı. Yeni çeviriler yapsın diye dua ediyorduk. David Eddings'in serileri, Unutulmuş Diyarlar ve Elric gibi bana inanılmaz tecrübeler yaşatan kitaplar okudum.
Sonra babamın bakış açısı üzerimde hakimiyet kazandı. Klasikleri okumalıydım. Bunlar kaçış edebiyatı idi ve evet ben de hayattan kaçıyordum. Denedim. Ama oradaki dertleri anlamayacak kadar tecrübesiz ve aptaldım. Kitap okumaktan