ElantrisBrandon Sanderson
Stormlight serisine ait bir kaç kitap okuduktan sonra kozmer evrenini daha iyi anlamak adına, Brandon Sanderson'ın ilk yayımlanan kitabı olan Elantris'i okumaya karar verdim.
Kitap Sanderson'ın son kitapları gibi değil. Özellikle yan karakterler biraz zayıf kalmış. Kurgu güzel fakat politik çekişmeler ve entrikalar oldukça fazla.
Yine de iyi bir dünya oluşturmuş. Hikayenin kurusunda ise beni rahatsız eden (Sanderson'ın kalitesine yakışmadığı için) ufak tefek şeyler vardı.
Sonuç olarak okudum ve keyif aldım. Kozmer serisine katkısını ileride anlayacağım gibi. Adım adım Sanderson'ın yazar olarak gelişmesini görmek de eğlenceli.
Brandon SandersonParlayan Sözler
Fırtınaışığı arşivinin ikinci kitabı parlayan sözlerden sonra atlanmaması gereken kısa roman.
Serinin ana kitaplarında bulunan ara bölümlerden birine benziyor. Sadece biraz daha uzun. Fırtınaışığı serisinden bildiğimiz Lift isimli eğlenceli karakter ile büyüye, sprenlere ve kozmere farklı bir yaklaşım sunuyor.
Bunu okuduktan sonra kozmer evreninde daha derinlere inmek için Sanderson'ın ilk basılan kitabı Elantris'e başladım. Çünkü Edgedancer'ı okurken arka planda anlamadığım büyük olayların olduğu hissine kapıldım. Tesadüf gibi karşılaşan karakterlerin ise kozmerde önemli oldukları belli.
Kozmer ile ilgili Fırtınaışığı serisinin ilk iki kitabından başka bir şey okumamış olsam da oldukça keyif aldım. Yine de fırtınaışığı serisine ara verip, kozmer ile ilgili başlangıç kitaplarını okumak ve geri dönmek niyetindeyim. Sonrasında bu novellayı tekrar okuyabilirim.
Parlayan SözlerBrandon Sanderson
Fırtınaışığı Arşivi'nin ikinci kitabı olan Parlayan Sözler, ilk kitap gibi ağırlıklı olarak iki ana karakter üzerinden ilerliyor. Kurgu gereği bazı yan karakterlerin gözünden olayların ele alındığı da oluyor. Fakat beni asıl etkileyen, ana bölümler arasında çok alakasız gözüken, fakat arka planda "büyük resme" ışık tutan karakterler oldu. Böylece iki koldan Fırtınaışığı dünyasını anlamaya çalışıyorsunuz.
İşte tam bu noktada Brandon Sanderson dehasını ortaya koyuyor. Karakterlerin zor durumda kaldığı, olayların sıkıştığı anlarda, öncesinde size verilen araçlar, durumlar o kadar güzel kullanılıyor ki "Ben bunu nasıl düşünemedim?" diye sorguluyorsunuz. Yani o duvarda asılı olan silah oyunun en kritik anında patlıyor, fakat siz çoktan o silahı unuttuğunuz için etkileniyorsunuz.
Brandon Sanderson'ın en sevdiğim özelliği bu oldu: Büyüleri asla kurguda kolaya kaçış olarak kullanmıyor.
Onun dışında bu kitapta ayrıca sevdiğim şey de karakterlerin ahlaki ikilemleri. Bu ikilemlere düşerken ve ikilemleri çözerken, karakterlerin tecrübelerini, motivasyonlarını, travmalarını kullanarak ilerliyor.
Parlayan Sözler kitabında, ilk kitapta ara sıra gördüğümüz büyüler daha fazla karşımıza çıkıyor. Normalde bu kadar büyü sevmem fakat büyü sisteminin mantığını çok güzel açıkladığı için, onu sıradan bir araç olarak görüyorsunuz.
Üçüncü kitaba geçmeden önce, Sanderson'ın tavsiye ettiği bir öykü var. Edgedancer. Bu neymiş diye bakarken büyük resmin aslında devasa olduğunu ve Brandon Sanderson'ın dünyadaki fantastik kültüre nasıl yön verdiğini öğrendim. Yetişkinler için yazmış olduğu kitapların 16 tanesi (ki seriler tamamlandığında 35 - 40 kitabı bulacağı düşünülüyor) Kozmer (Cosmere) denilen tek bir evrende geçiyor. Bunlar bazı yan karakterler ile bir birine bağlı ve