"Geçmişi yeniden yakalama teşebbüsü boşuna zahmetir: Aklımızın gösterdiği bütün çabalar sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Geçmiş, akıl diyarının dışında bir yerlerde, onun erişebildiği alanın ötesinde, hiç aklımıza gelmeyen maddi bir nesnede ( o maddi nesnenin bize vereceği duyumda) gizlidir. Bu nesneye ölmeden önce rastlayıp rahatlayamayacağımız ise tamamen tesadüfe bağlıdır."
Çünkü sapkınlıklar her zaman birer önceden canlandırma örneğidir; bir başka deyişle, tam olarak neyi arzuladığımızı önceden bildiğimizi her düşündüğümüzde sapkınlık yaptığımızı söyleyebiliriz. Önceden bilmek -ister bir insan, ister bir araç, ister ortam olsun- ötekiliğin gereksiz olduğunu; bize sunacak hiçbir şeyi olmadığını, söz konusu olaya hiçbir katkıda bulunmadığını ya da sadece öfke ve hayal kırıklığı yarattığını varsaymaktadır.