"Nevi şahsına münhasır bir insandı. Zaman zaman sahaflara uğrar, kitap alır, okurdu. Son yılları tımarhanede geçti. Kapatılmıştı. Kalamış'taki Todori Meyhanesi'ne gidemiyor, marangoz ustası ve Bektaşi fıkralarının iki ayaklı kütüphanesi Ziya Baba'nın sohbetlerine katılamıyordu artık. "
"Baba kendine gel," diye çıkıştı. "Karşında oturan abi eşkıya değil, devrimcidir. Seni düşmanınla barıştırmaya gelmiş. Sana asıl düşmanının kim olduğunu anlatmaya gelmiş."
"Çayı, Nazımiye çöplüğünden alıp kille yıkadığımız boş konserve kutularına dolduruyorum. Birer şeker atıyor, odun çubukla karıştırıyorum. Kuru yaprak, çay ve çökelek kokusu sarıyor sohbetimizi."