Açıkçası kitap beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Oysa ilk bölümleri çok çarpıcı bir şekilde başlamıştı. Daha ilk sayfalardan gelen bir ölüm ve ana karakterimiz Jamie’nin hayaletleri görüp onlarla konuşabilmesi gerçekten çok güzel bir başlangıçtı. Ama sonra hikayedeki heyecan yerini bir durgunluğa bıraktı. Sürekli Jamie ve annesinin pek de ilginç olmayan hayatlarını okuduk. Jamie’nin yer yer çocuk gibi davranıp yer yetişkinvari konuşması bana pek de sempatik gelmedi açıkçası. Annesi ise zaten daha baştan beri pek sıkıcı bir karakterdi. Onun olduğu bölümler adeta kitabın kurgusuna yük gibiydi. En sevdiğim kısımlar ise Jamie ve Prof. Burkett arasında olan diyaloglardı. Gerçekten çok doyurucu kısımlardı bunlar ve Burkett bana göre kitabın belki de en iyi karakteriydi. Her ne kadar çok göremesek de.
Kitabın neredeyse sonuna kadar hep sıkıcı bir ortam vardı. Sonlardaki kısa aksiyonu saymazsak genel olarak zayıftı bence. Stephen King’in kalemine pek yakışmayan çalışma olmuştu bana göre.
Ayrıca en kötü noktalardan biri de, iyi-kötü polis arasında gidip gelen Liz karakterinin üstünde yeterince durulmamasıydı. Eylemlerinin arkasındaki gerçek nedenler daha iyi aktarılabilirdi. Ama onun yerine bir çırpıda kenara atılmıştı sanki. Büyük bir haksızlıktı bence bu durum.
Stephen King hayranları için pek tatmin edici bir kitap olacağını düşünmüyorum. Ama gene de karar sizin.