özet: [Allah'ın sevgili kulu Recep intiharı dener durur ama ölemez. Efe'ye ayaklanır, ne hikmet varsa işin içinde Efe onun adamı olur, titrer. Recep seçimlere dek giden ve iktidara ulaşan bir dönem yaşar, Ağa olur. Arkadaşları ressam, müzisyen ve Sîret'e iyi yerlerde iş bulup sonra yol verir. Recep değiştiğini sanar ama Allah'ın sevgili kulu işte, değişimin dıştan değil içten olması gerektiği ve olduğu hakikati içine fısıldanır. Her şeyi bırakır, kürkçü dükkanına geri döner. Arkadaşlarıyla alışık olduğu minderlere oturur yine, tavan arasının fakir sofrasında karnını doyurur.]
"Her şey püften, her şey püften... Bu dünyanın püf olmayan biricik tarafı, işte asıl püf olmayan büyük hayatı ihtar etmesinden ibaret..."
Her şeyi sahte olan dünyada kendi öz oluşuna bakmaya karar verir.
"Çözdüm! Yalnız eser... Yaşamak, benim fert hayatım... Hepsi fâni; eserse herkesin, cemiyetin... Cömert ve ebedî... İşte bu dâvanın hayatına dönüyorum! Devlet kuklacılığından pabucu delik bohem tipine inerek... Kabul ediyor musunuz beni?..."
Recep: saygı duyulması gereken zaman
Sîret: bir kimsenin ahlâkı, karakteri, seciyesi, dışa akseden davranışı
Recep karmaşık ve biraz gerçeküstü bir karakter. Nasıl oluyorsa insanlar onu dinliyor, manipülatifliğinden değil bu. Özellikle Efe'nin yanına gittiğinde olanlar yazar tarafından verilen bir lütuf. Püf noktası olarak geçiyor bu durum fakat Recep bu püf noktaları nereden biliyor bilinmiyor. Genel başkanla bir politikacının nasıl olması gerektiğine dair konuştuğu kısımda geçen "fazla konuşmamak, konuşunca ağdalı ve girift konuşmak, kendi püf noktalarını saklamak, esrarlı görünmek" gibi düsturlarda aslında kendinden bahsediyor. Çünkü ilk perdede onun nasıl kendini diğerlerinden farklı ve üstün tuttuğunu görüyoruz. Asıl problem arkadaşları bununla alay