Ölümün gerçekliği bizi öldürebilir ama ölüm fikri de kurtarabilir. İnsan nihayetinde fark ediyor ki tek bir hayat hakkımız olduğuna göre onu dolu dolu yaşayıp olabildiğince az pişmanlıkla tamamlamalıyız.
"Bedeninizi uyuşturucuyla mı mahvetmek istiyorsunuz? Onu alkolle, otla, kokainle öldürmeye mi niyetlisiniz? Bedeniniz arabaların içinde ezilsin mi? Ölsün mü ? Onu Golden Gate Köprüsü'nden atmak mı arzunuz? Size lazım değil mi artık? O zaman bana verin o bedeni! Bırakın, alayım. Benim ona ihtiyacım var. Onu hemen alırım- yaşamak istiyorum! "
belki de ders çalışmadan nasıl yaşanacağını bilmemem. Kendi içimde bir türlü rahat hissedememe halinden tüm genç yetişkinliğim boyunca muzdarip oldum. Dışarıdan bakıldığında şahane bir tablo vardı. Sevdiğim kadınla evlenmiştim, tıp fakültesine girmiştim ve her açıdan iyi performans sergiliyordum ama içten içe huzurum yoktu, güvensizdim ve kaygımın kaynağını bir türlü kavrayamıyordum. Çocukluğumun ilk yıllarında derin bir yara aldığıma dair bir his vardı içimde, hiçbir yere ait değilmişim gibi geliyordu, sanki başkaları kadar layık değildim bazı şeylere."