Lennie açıkgöz bir tavırla şöyle dedi: "Anlatsana yine…Eskiden anlattığın gibi." "Neyi anlatayım?" "Öteki çocuklarla bizi." George anlatmaya başladı: "Bizim gibilerin ailesi yoktur. Biraz paraları olduğunda hemen harcayıp bitirirler. Onları düşünen tek bir kişi bile yoktur bu dünyada… " "Ama biz öyle değiliz," diye sevinçle bağırdı Lennie. "Şimdi bizi anlatsana." George bir an sustu. "Ama biz öyle değiliz," dedi sonra. "Çünkü…” "Çünkü sen varsın benim yanımda ve… " "Ben varım senin yanında. Biz ikimiz hep birbirimizin yanındayız, işte böylece bizi düşünen biri var bu dünyada," diye bağırdı Lennie zafer kazanmış gibi, sevinçten yerinde duramayarak.
Gerçek Aşk Nedir?
Bence sevgi öyle basit birşey değil, olmamalıda.. Sevgi; emektir, bazen bir mutluluk bazense beraber göz yaşı dökebilmektir. Her zaman gülerek gezemezsiniz ama birbirinize ben senin yanındayım diyebiliyorsanız bu sevgidir. Bak, aşk meşk demiyorum. Aşkın en temeli de sevgiden gelir. Üzgünüm ama bence yan yanayken bile birbirine mesaj atmak saçma geliyor bana. Bir anlığına şiir yazmak veya mektuplaşmak.. Bak bu güzel işte. Biliyorum bunlar belki eskide kaldı. Daha kimse bir şiir yazıyim, mektup yazıyim demez. O zamanı görmesekte zamanın hissini şimdide hissedenler bence asıl aşkı yaşıyor. Bilmiyorum, öyle sosyal medyadan tanışmakta iyi gelmiyor. Çünkü; kimin ne olduğu belli değil artık? Hayatın bir anında hiç ummadığın bir anda ansızın bir bakışta yakalamaktı belkide aşk? Daha sahici gelmiyor mu? Medyalarda birbirine yürüyen insanlar yerine sevmeye bile çekinen bir düşünce yapısı? Veya eli eline değmeden gerçekten kalbini sevip mahremiyetini koruyup birbirlerine kavuştuklarında bile sevmeye kıyamamak? Bunlar bence gerçek sevgi? Ne yazıkki şuanki nesil Bunu bilmiyor. Belki bu nesildeyim ama düşünce yapım uymuyor ve her zaman haramı ve helali bilerek yol alacağım inşallah. En önemlisi de bu zaten. Harama bulaşmadan birbirini bulmak...
1000Kitap
Reklam
... KULAK ZARI ve İNANILMAZ (SIRLI) İNKILÂB...
Fransız edibi Guy de Mauppassant’ın “Deli: Belki de Değil” adlı ilginç hikâyesinde şu tesbitlere rastlarız: **“Her şey esrar. Eşya ile ancak zavallı, noksan, sakat ve kudretleri nihayet
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Ocak 1997, Feyyaz Aksakal imzasıyla) Müzik Zevki ve Cihad Şuuru Hakkında
Akademya Yazıları
Puan vermedi·292 syf.··
2026 131. kitabı
Aşk, derler ya, önce şükürle başlar; sonrası artık sevdiğinizin o koca yüreğine, insanlığına kalmıştır... İşte tam da böyle zarif, böyle derin bir hissiyatla açılış yapıyor "KUMDAN YÜREK".
Kumdan YürekAbdulrazak Gurnah · İletişim Yayınları · 20212,264 okunma
Atamadıklarımız Kaç Kişi?
Profesör kendini dinlemekten sıkılmıştı. Bu kadında onu alt üst eden bir şeyler vardı, kitaplarda rastlamadığı. Kadının görünüşünden, öyle kitap okuyan, kültürlü biri olmadığı da belliydi. Hiç yapmadığı bir şey yaptı ve kadınla sohbet etmek ister gibi ona seslendi: - Ne dedin biraz önce? Tam duyamadım da! Odada profesörün olmadığını düşündüğü için, kadın bir anda irkildi. İki eliyle, elinde ki toz bezine sıkı sıkı yapışarak, sesin geldiği yöņe doğru döndü. Söyledikleri aklında bir saniye içinde canlandı. Korktu. - Yok beyim! Sizin burada olduğunuzu unutmuştum, ondan. Saçma sapan şeyler işte. Kusura kalmayın, dedi. Mahcubiyetinin verdiği kızarmış yüzüyle tekrar vitrine döndü. Ama profesörün istediği bu değildi. - Söylediklerin çok doğruydu. Sadece eşyalar değil aslında, insanlar da öyle. Atmaya kıyamadığımız insanlar. Sanki onları da böyle bir vitrine diziyoruz. Bizler de birilerinin vitrininin süsüyüzdür kim bilir? Ne kadar basit! İnsan biriktirmek de nedir? dedi. Yüzü düşünceliydi. Sustu. Kadın: - Haklısın beyim. Gereksiz kalabalık her taraf! Aynı bu eşyalar gibi. Gereksizler arttıkça, hantallaşıyo insan taşıyamıyo. Herkes bişiler bekliyo. Arada bir, benim gibi tozu alınsın, aransın istiyo. Vakit mi yeter ona! Herkesin derdi kendine yetiyo zaten, deyip işini yapmaya devam etti.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam