kitabı çantama atıp dışarı çıktım, yirminci sayfaya geldiğimde kitabı ne metroda ne bir cafede okuyamayacağımı anladığım için eve dönmeyi bekledim. kitap bitti. ben çok ağladım. yaşamaktan korktuğum, birinin yaşaması fikrinden bile çok incindiğim ölüm fikri tüm gerçekliğiyle ortada belirdi.
sevmek dedikleri üç öyküden oluşuyor. ölüm, düğün ve doğum. ilk kısmı benim için yeterliydi. altını çizecek cümle dahi bulamadan, ağladığım için bazı cümleleri zaten göremeden bitirdim. diğer iki bölüm ise bitirmek adına okuduğum; zaten çok da dikkate almadığım kısımdı. biraz karmaşıklığından biraz da bana hitap etmediğini düşündüğüm için kitabın sadece ilk kısmıyla hislenmeyi kendime yeterli gördüm.
tek alıntım ve kapanış*
hayat çok tuhaf. neredeyse ölüm kadar tuhaf.
daha dün on yaşındaydım.