Kaybetmekten nefret ediyorsanız, sağlam oynayın. Eğer kaybetmek sizi zayıf düşürüyorsa, güvenli oynayın. Dengeli yatırımlara para yatırın. Yaşınız yirmi beşi aşmışsa ve risk almaktan ödünüz patlıyorsa, öyle kalın, değişmeyin. Sağlam oynayın, ama erken yola koyulun. Yumurtalarınızı erkenden biriktirmeye başlayın, çünkü çok zamana ihtiyacınız var.
Fakat özgürlük hayalleri kuruyorsanız -fare yarışından kurtulmak istiyorsanız- kendinize sormanız gereken ilk soru şu: "Fiyaskoya uğrarsam tepkim ne olur?" Eğer başarısızlık kazanma hırsınızı kamçılyorsa, belki de onun izinden gitmelisiniz ama belki. Yok, eğer başarısızlık sizi zayıf kılıyorsa ya da sinir krizleri geçirmenize neden oluyorsa örneğin önlerine çıkan her engelde birini mahkemeye veren şımarık kimseler gibi davranıyorsanız sağlam oynamaktan vazgeçmeyin. Tam gün işinizde çalışın. Ya da tahvil alın. Ama aklınızdan çıkarmamanız gereken bir nokta var: Ne kadar güvenli olurlarsa olsunlar, o yatırım araçları da risk taşır.
Bütün bunları dile getirmemin, Teksas'tan, Fran Tarkenton'dan söz etmemin nedeni aktif sütununu yükseltmenin kolay olması. Doğrusunu isterseniz pek yetenek gerektirmeyen bir oyun. Fazla eğitimli olmaya da gerek yok. Beşinci sınıfta öğretilen matematik yeter de artar. Fakat, aktif sütunuyla yükselme bir üstün duruş oyunudur.
GİRİŞ
Evren, milyonlarca yıldır tüm gizemleri barındırıyor-
du. Umudun habercisi yeni doğan yıldızlar, bilgiyi hapse-
den kara delikler ve… Yabancı için evrenin gizemi bun-
lardan ibaret değildi. Gözlerini açtığında, kendisini hiçbir
şeyi hatırlamaz hâlde soğuk bir gezegende bulmuştu. Zih-
ni boş bir tuval olsa da o biliyordu, varlığı gizemli bir
amaca doğru çekiliyordu.
Gerçek, en büyük silahıydı. Ya da öyle düşünüyordu.
Elindeki “gerçeklik silahı” ile kendisine çizdiği dünyanın
tek lideriydi. Bu dünyayı o yaratmıştı. Her köşesinde me-
talin soğuk sesi çınlıyor olsa da metal ordu onu koruyordu.
Belki de hiçbir şey düşündüğü gibi değildi. Yaşamı bir
yanılsamadan mı ibaretti? Düşmanların yoldaşa dönüş-
tüğü, en güçlü zırhların ise kendisine düşman olduğu bir
dünyanın kapılarını aralamıştı.
Sonu belli olmayan bir satranç oyununda en büyük
hamlesini yapıyordu. Bu oyunda aşk, fedakârlık, yalan ve
ihanet bir araya gelmişti. Dost ve düşman… Kendisini bir
lider olarak görüyordu. Fakat kendi dünyasında o bir şah
değil, bir vezirdi. Oyunun en güçlü taşını, şahı korumak
istiyordu. İlk hamlesini yaptı ve piyonlarını oyuna sürdü.
Sonu belirsiz oyun, onun için başlamıştı bile.
Bir kral gibi değil, bir oyuncu gibi kaftanını çıkarıp
gri bir pelerin giydi ve belli etmeden çıkıp gitti.
PLÜTARKOS - "Demetrios'un Hayatı"
Makedonyalılar kendisini bırakıp
Pyrrhos'u yeğlediklerini belli ettikleri zaman,
Kral Demetrios (yüce bir ruhu vardı),
- yazılanlara göre -
hiç de bir kral gibi davranmadı. Gidip
altın giysilerini,
eflatun pabuçlarını çıkardı.
Çabucak üstüne sade bir giysi geçirdi
ve çıkıp gitti.
Oyun bittiğinde
giysilerini değiştirip giden
bir oyuncu gibi.
-Konstantinos Kavafis
Çev: Erdal Alova
“Oğuz Atay’ın Zihninin İçinde Bir Yolculuk”
Kitap günlük şeklinde yazılmış ,klasik anlamda bir roman değil. Bu kitapta olay örgüsü, sürükleyici kurgu ya da düzenli bir anlatı bekleyen okur biraz