Ex voto
Ex-voto Fernando Botero tarafından 1975'te Antioquia Müzesi'ne (Museo de Antioquia) bağışlanan ilk sanar eseridir. 1970'te, ll. Coltejer Sanat Bienali'ne bu tabloyla katıldı. 68', 70' ve 72' de edisyonları olan Coltejer Bienali, tekstil şirketi Coltejer tarafından sponsor olunan milli ve uluslararası ünlü sanatsal bir organizasyondur. Bu yağlı boya tablo Fernando Botero'nun sanatının betimlenmesi olan espri anlayışının doğru bir örneğidir. O zamanlar geçirdiği zor finansal durumu temsil eden bir dizi sembolik durumu temsil ediyor. Sanatçının çalışmasının temasını ve özelliklerini gösteriyor.Bunlar onun üretimi boyunca sürekli görünüyor ve çalışmalarını anlamak için esastır; din, politika, öz-referans, mizah ve sanat tarihinin ikonografisi.Kanvasın sol altında, çerçeveli şövalenin açıklamasında, şunlar yazıyor, "EX-VOTE, COLTEJER SANAT BİENALİ'NİN İLK ÖDÜLÜNÜ ALDIĞI İÇİN MİNNETTAR, TEKSTİLDE LİDER. BOTERO VE AİLESİNDEN İMZALI. MAYIS, 1970." Dev Maria'nın fakir sanatçıya para verişine bayılıyorum ve o minik meleğin devasa Kolombiya bayarağını taşımasına. Botero ünlü bir vatanseverdir, olay başka bir şekilde gösterilemezdi :)
“Öyle zehirli, öyle ikiyüzlü bir zamana denk geldik ki; insanın en temel ihtiyacına ulaşması bile artık bir imkansızlık senaryosu. Sistemin yarattığı bu görgüsüzlük sarmalında bir ürünün kumaşı, emeği ya da kalitesi tamamen hükmünü yitirdi; geriye sadece ekranlardaki köpürtülmüş sahte algıların bedeli kaldı. Bir dizi popülerliğiyle uçurulan etiketler, pazar malı vasatlığındaki işlerin lüks diye yutturulması, adeta toplumun aklıyla alay etmek. İşin en trajik boyutu ise insanlığın içine itildiği o çaresiz köşe... Sırf hayatta kalabilmek, üstüne düzgün bir şey giyebilmek için bile kitleler deli gibi borçlanıyor; ömürlerini ve emeklerini bu parıltılı yalanlar uğruna ipotek ediyorlar. Vitrinden geri kalmamak, başkalarına zengin görünmek adına girilen o taksit bataklığı, toplumsal bir cinnetten başka bir şey değil. Zekanın, karakterin ve dürüstlüğün parayla ölçüldüğü, cehaletin ise ne kadar çok bağırırsa o kadar değer gördüğü bu çağda, asıl sefalet zihinlerde başlamış. Bu yapaylık, bu yüzsüzlük tahammül edilecek gibi değil. Çürümenin alkışlandığı, arsızlığın ise itibar gördüğü bu kokuşmuş panayırda; ruhunu tezgaha çıkarmayan o son düzgün insanlar, meydanı bu kalabalığa bırakıp kendi yalnızlıklarına gömüldüler. Sosyal medyanın o sahte pazarını kapatıp kendi sessizliğimize sığınmak artık bir lüks değil; bu deliliğin ortasında ruh sağlığını ve öz saygıyı koruyabilmek için verilmiş mecburi bir savaş çünkü. Ne acı ki; gerçeğin ve samimiyetin her gün biraz daha eksildiği, her kutsalın 'para ve imaj' uğruna feda edildiği kapkaranlık bir devrin şahitleriyiz."
Puan vermedi·96 syf.··
2026 5. kitabı
SENARYO NASIL YAZILIR / GÜLSÜM ÖZ Tüyap Kitap Fuarı'nda Gülsüm Öz'den imzalı aldığım "Senaryo Nasıl Yazılır" adlı kitabını ancak okuyup, yorumunu yazabildim. Aslında Gülsüm Öz'e yazar demek haksılık olur. Çünkü kendisi aynı zamanda senaryo yazdığı gibi TV dizilerinde proje tasarımı yapıyor ve çeşitli kurumlarda Yaratıcı Yazarlık ile Senaryo Yazarlığı dersleri veriyor. "Tam Gün Ücretsiz Yaz Okulu", "Sokak Çocukları Umut Evi", "Küçükçekmece Kadın Sığınma Evi" gibi sosyal projelerini de hayata geçiren Gülsüm Öz'e çalışmalarında başarılar, kalemi daim olsun. "Senaryo Nasıl Yazılır" adlı kitabında Gülsüm Öz, film ve dizi senaryosu yazmak isteyenlere rehber niteliğinde bilgiler veriyor. Senaryo yazmaya nasıl başlarız?, Reyting, Öyküleme anlatımının özellikleri, Kurallar, Tretman, Senaryo ekibinin iş paylaşımı, Sahne geçişleri, Diyalog, Sinopsis gibi başlıklarla senaryo yazmak isteyenlere konu ile ilgili ipuçları, bilgiler veriyor. Birkaç sene önce Öz'ün kaleminden "Hoş Bulduk İstanbul" adlı eserini okumuştum. Çok beğendiğim içinde "Anneler, Kızları ve Esrar" adlı kitabını almıştım ama daha okuyamadım, sırada o var. Katkısı olduğu dizileri oynadığı dönemde seyrettiğim Öz'ün senaryo ekibinde bulunduğu filmleri de izlemek, kalemini beğendiğim yazarın diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Eğer okumadıysanız Gülsüm Öz'ün kalemiyle tanışmanızı tavsiye ederim.
Senaryo Nasıl YazılırGülsüm Öz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20242 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 06:31
*Fakir Baykurt’un köy romanı niteliği taşıyan ve yazarın ilk romanı olması hasebiyle önem arz eden eseridir.Eser, hem yoğun kültürel malzemesiyle, hem de döneme ayna tutuşuyla köy romanları arasında
Edebiyat
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20217,3bin okunma
Ergenler için güçlü bir ortak insanlık deneyimi sağlayan Challenge Day adlı harika bir program vardır. Program bir grup lise öğrencisini, akranlarıyla bağlılık duygularını geliştirmek için tasarlanmış, gün boyu süren bir dizi etkinliğe sokar. Örneğin "Bizi Ayıran Çizgiler" adlı bir alıştırmada, gençlerden okulun spor salonunun bir tarafinda sıraya girmeleri istenir. Ardından bir takım lideri, bir dizi acı verici deneyimden bahseder ve insanlardan bu deneyimi daha önce yaşamışlarsa spor salonunun diğer tarafina geçmelerini ister. Her olay, herkesin kendi arasında kimin acı çektiğini görmesi için yeterli zaman sağlanarak yavaş yavaş duyurulur. "Ten renginizden dolayı incinmiş veya yargılanmış hissettiyseniz, lütfen çizginin diğer tarafina geçin... Bir sımifta bir öğretmen veya bir öğrenci tarafından küçük düşürüldüyseniz... Gözlük, diş teli veya işitme cihazı taktığınız için, konuşma tarzınız, giydiğiniz kıyafetler ya da vücudunuzun şekli, boyutu ya da görünüşü nedeniyle zorbalığa uğramış, alay edilmiş veya incinmişseniz..." Bir noktada odadaki hemen hemen herkes çizginin diğer yanına geçer, bu da tüm gençlerin bir noktada yargılayıcı zulümden mustarip olduğunu açıkça ortaya koyar. Bu alıştırma,en katı çocukların bile, kendileri ve başkaları için şefkatle gözyaşları dökmesini sağlar. Bu deneyim, gençlerin kendilerini yapayalnız hissetmelerine neden olan hayali duvarları parçalayarak onların soyutlanma duygularının bir yanılsama olduğunu anlamalarını sağlar ve aralarındaki çatışma olasılığını azaltır.