Özden

Smith, "özgür emek"in yayılmasını ekonomik gelişme yönünde bir ilerleme olarak savunmuyor, aksine bağımsız üretici olarak çalışma imkanını olumlu buluyordu. İyi ücret alan işçilerin, bu ücretli işlere devam etmek yerine bağımsız üreticiler haline gelme imkanı bulabileceklerini yazıyordu; işçilerin böyle bir seçeneğe sahip olmalarının istenebilir bir şey olduğunu, çünkü bağımsız işçilerin parça başı çalışan işçilerden genel olarak daha çalışkan ve daha verimli olduklarını düşünüyordu.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Smtih'e göre işbölümü kuşkusuz milletlerin zenginliğini sağlayan temel faktördü, dolayısıyla daha eşit bir toplum için bunun ortadan kaldırılması düşünemezdi. Gene de ekonominin ilerlemesine neden olan ve bu ilerlemeyle birlikte gelişen işbölümünün başka bir sonucunun da farkındaydı. İnsanların büyük bir kısmı, birkaç basit işlemi yerine getirerek nihai ürünün küçük bir parçasını üretmeye başladıklarında bütün üretim sürecine akıllı bir varlık olarak katılma imkanını kaybedeceklerdir. Bu nedenle Smith'e göre "Bütün hayatı, belki hep aynı şekilde sonuçlanan ya da neredeyse aynı olan bir iki basit işi yerine getirmekle geçen insan, aklını kullanmaya ya da daha önce hiç karşılaşmadığı güçlükleri bertaraf etmek için çözüm yolları bulmak üzere yaratıcılığını sergilemeye hiç fırsat bulamaz. Bu yüzden de doğal olarak böyle bir çaba gösterme alışkanlığını yitirir ve genel olarak bir insan ne kadar ahmak ve cahil olabilirse o kadar ahmak ve cahil olur. Bu durum insanların asil duygularının, hatta sıradan yeteneklerinin yitip tükenmesine yol açarak onları küçültür. Muhakeme yetenekleri özellikle ulusun çıkarlara söz konusu olduğunda yetersiz kalır. Başka bir deyişle, toplumun hem özel hem de kamusal alanlarında yetersiz varlıklara dönüşürler.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Alıntı
Adam Smith
Ulusların Zenginliği'nin ilk bölümünde "Farklı insanlar arasındaki doğal yetenek farkı aslında sanılandan çok daha azdır; birbirinden çok farklı mesleklerin olgunluğa eriştikleri pek çok durumda, ayrışma bu olgunlaşmadan kaynaklanmaz, daha ziyade işbölümünün sonucudur. Birbirine hiç benzemeyen karakter özellikleri arasındaki fark, yani bir filozofu sıradan bir hamaldan ayıran farklar doğadan kaynaklanmaktan ziyade alışkanlıklar, adetler ve eğitimden kaynaklanır... Herkesin yerine getireceği görevler ve yapacağı işler aynı olsaydı tek başına böyle bir yetenek farkını doğurabilecek böylesi bir istihdam farkı da olamazdı.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Alıntı
Adam Smith
Fertlerin büyük bir kısmı yoksul ve sefil bir durumdayken hiçbir toplumun gelişip mutlu olması mümkün değildir. Üstelik, insanların hepsini besleyen, giydiren ve barındıranların kendi emeklerinin ürünleri üstünde kendilerini besleyip, giydirip, barındıracak kadar pay sahibi olmasına ancak hakkaniyet denir.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Alıntı
Smith, bu gözlemleriyle işçilerin işverenler ve siyasi otoritelerle ilişkilerindeki dezavantajlı konumlarının adaletsizliğini sorgulamaktadır. Ama aynı zamanda, emek talebi ve emeğin karşılığının milli servetin seviyesinden ziyada artışına bağlı olduğunu kabul eder; ücretler ancak mili servetin artışıyla artabilir. Bununla birlikte, emeğin "cömertçe ödüllendirilmesi" mutlu ve sağlıklı işçiler daha üretken olduğu için ekonominin gelişmesine de katkı sağlar; ayrıca bu sayede üretken işçi nüfusunu garanti edecek kadar çok sayıda çocuk yetiştirebilir.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam