Özden

Polanyi, toprak, emek ve parayla ilgili "meta efsanesi"nin liberalizmin ekonomik tahayyülünün, yani toplumdan ayrışmış özerk bir alan olarak kurgulanan ekonomi anlayışının, belirleyici unsur olduğunu yazmıştı. Neoliberal küresel ekonomide Polanyi'nin "hayali metalar" dediği emek, toprak ve paranın metalaşması gerçeğe dönüştü. Bunun ötesinde, Dünya Ticaret Örgütü'nün benimsediği Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları (TRIPs) temelinde bilgi, dördünü bir hayali meta haline geldi.
Sayfa 259 - Covid19 aşısı gibi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Fordist üretim sistemi içinde, dikey olarak örgütlenmiş büyük sanayi işletmeleri tipik modern üretim birimleriydi; yeni esnek üretim rejiminin getirdiği ölçek küçültme ve adem-i merkeziyetçilik eğilimleri sonucu, bu büyük işletmeler tipik model olmaktan çıkmaya başladılar. Tüketim kalıplarındaki değişmeler de Fordist üretim sisteminin geride kalışının önemli bir yanıydı. Bu sistemde, dayanıklı tüketim malllarının kitlesel üretimi, bu mallara düzenli artan bir talep olmasını gerektiriyordu ve bu da işçi sınıfı gelirlerindeki düzenli bir artışa bağlıydı. Buna karşılık, dar bir pazarda özel tüketici kitlelerine hitap eden marka ürünlerin önem kazandığı bir ortamda, arz-talep ilişkisi ve buna bağlı olarak işçi sınıfının gelirlerinin düzeyi, aynı anlamı taşımıyordu. Esnekliğin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ilerlemenin krtik bir koşulu olarak sunulmaya başlandıığı yeni üretim sisteminde, işçilerin tüketim talebinin, dolayısıyla işçi sınıfının tüketi olarak öneminin azaldığı söylenebilir.
Sayfa 205·Kitabı okudu
Alıntı
Doğu Asya ülkelerinin ekonomilerinin başarısını, 1980'li yıllarda, yani bu ülkelerdeki sanayileşme ve büyüme sürecinde devletin sistematik müdahalesinin oynadığı kritik rolü belgeleyen devasa bir literatürün ortaya çıktığı bir dönemden önce "piyasa odaklı" bir strateji sonucu olarak sunmak çok da görülmedik bir durum değildi.
Sayfa 196·Kitabı okudu
Ekonomi
Özellikle bireyciliği tanımlayıcı bir özellik olarak barındıran Amerikan toplumunda, zeka, yetenek ve irade; başarı ve başarısızlığı belirleyen temel etkenler olarak görülür ve toplumsal meşruiyet zeminini oluşturur. Bu bireysel niteliklerin insanlar arasına eşit dağılmadığı kabul edildiğinde, var olan eşitsizlikler, tek tek herkese "kendini oluşturma" fırsatı verildiği inancını sarsmadan, meşru görülebilir. Dolayısıyla "herkesin saygı duyduğu birisi" olmama yükü, bireyin omuzlarına yüklenir ve böylece toplum ve toplumun değerleri eleştiriden muaf hale gelir.
Sayfa 166·Kitabı okudu
Alıntı

Özden

, 2025 okuma hedefini ekledi.
2025 OKUMA HEDEFİ
14/26 kitap - %54 tamamlandı
14 kitap okudu
26 kitap
3.747 sayfa
0 inceleme
68 alıntı
Reklam