Özden

Özden
Kemalist hükümetin duruşu nettir. Uluslararası alanda alınmış kararlara saygı; tarafsızlık, etkin bir askeri kuvvet, ulusal toprakların genişliğine rağmen silahlı kuvvetlerin tam işbirliği söz konusudur. Askeri çıkarların, sivil çıkarlardan üstün tutulması devletin gözle görülür bir tutumuydu; ordunun güçlenmesi ve gelişmesi amaçlanıyordu. Batının askeri öğretileri ve endüstrisi dikkatle izleniyordu. Ulusal bir savunma sanayisi geliştirmek için gerekli finansal kaynaklar hazırlanıyordu.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Tarih
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Sadabat Paktı döneminin bazı gözlemcileri tarafıdan, Ankara'nın Panislamizm siyasetini başka şekillerde gündeme getirmesi biçiminde yorumlandı. Aslında Sadabat, geçmişte Osmanlı İmparatorluğuna ait bölgeler üzerinde hak iddia etmekten vazgeçildiğini gösteriyordu; Mustafa Kemal İslami geçmiş ile büyün köprüleri yıkmaktan yanaydı.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Tarih
Cumhuriyet hükümetinin en köklü değişikliklerinden biri de dini hayatta yaşanmıştır; devlet dinle savaşmamış, onu bireylerin özel dünyalarıyla sınırlandırılmış ve dinin siyasi hayata karışmasını engellemiştir. Halifeliğin kaldırılması ve resmi din kavramının ortadan kaldırılmasıyla Mustafa Kemal devlete pek çok Avrupa ülkelerinde daha laik bir çehre kazandırmıştır; üstelik bunu bir müslüman memleketinde yapmıştır.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Tarih
Daha sağlam bir ekonomik sistem kurulmasına yönelik bu kompleks çalışmada, hükümet bütçelerin dengelenmesi hedeflenirken, milli savunmaya yönelik ve askeri harcamalar, kaynakların %25-36'sını alıyordu. O yıllarda Türkiye defalarca yabancı sermayeden yardım istedi ama bunu geçmişte olduğu gibi siyasi ve ekonomik köleliğe yol açmayacak şekilde yaptı. 1934 yılında Türk hükümeti Sovyetler Birliğinden sekiz milyon altın dolar kredi alıp Türkiye'de sanayi kuruluşları için gerekli makineler yatırdı. Sonraki yıllarda Fransa, İngiltere ve Almanya ile borç pazarlıkları yapıldı. Ekonomik modernleşmesi süreci gerçek bir olaydır ve Türkiye'nin Avrupalaşma yolundaki hevesini gösterir.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Tarih
Gerçek sorun üretim sisteminin dönüşümüydü; sermayenin yurt dışına çıkışını mümkün olduğu kadar azaltarak kendi kendine yeten çağdaş bir sistem oluşturulmalıydı. Korumacı ve kendine yeten bir politik tavrı benimseyen Cumhuriyetin kurucusu, ülkelerin hem savaş hem barış zamanında bütün birinci derece gereksinimlerini karşılayacak ulusal bir sanayinin temellerini attı. Yerel sanayinin üretim gücüyle artmasıyla, Mustafa Kemal ithalata önemli kısıtlamalar getirdi ve ulusal ürünlerin ihracatlarını destekledi. Ülkenin ticari ve iktisadı hayatını dahili ve harici spekülasyonlardan korumak için Kemal, yabancı para üzerinde gerekli denetimi ele aldı; bu o sırada çoğu Avrupa ülkesinde uygulanıyordu.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Tarih