Ö z g e

Ö z g e
@ozg_
Elimdeki tahtalarla ev yapacağım kendime, neden onun yerine alıp ensenize vurayım?
İsterseniz kütüphanelerinizi kilitleyin ama zihnimin özgürlüğünü kilitleyebileceğiniz hiçbir kapı, kilit, sürgü yoktur.
Reklam
“Zenginlik insana ait bir özellik değil” diyorum. “Para, insanın doğal bir parçası değil; kaybolabilir, çalınabilir, soyut bir kavram, birtakım sıfırlar... Zaten hayatta anlamlı olan değerler parayla sahip olunamayanlar. Kitap, çalışacak insan, eşya alabilirsin; ama bunlar bilginin, dostluğun, paylaşma duygusunun yerini tutamaz. Oysa zengin aptallar paranın çok önemli olduğunu sanıyorlar, bu yüzden de servetlerinin kendilerine ruhsal bir ayrıcalık, özel bir mutluluk getirmesini bekliyorlar. Bu mümkün olmayınca, içleri de boş olduğu için can sıkıntısı başlıyor. Konuşacak bir şeyleri olmadığı için tavla, kâğıt oyunu falan oynayarak tahammül edebiliyorlar bu hayata ve de birbirlerine. Veya işkolik oluyorlar, kıtlık koşullarından kurtulmaları gerekiyormuş gibi işlere dalıyorlar. Onların yerinde olsam intihar ederdim.” “Peki, sizin ayrıcalığınız ne?” diye soruyor. “Çok basit.” diyorum. “Okumak, sadece okumak. Okuyan insan, dünyanın aklına yaslar sırtını. O zenginlerin arkadaşları birkaç finansçı, üç beş holding yöneticisi. Üstelik içtenlikten her zaman şüphe duyulan ilişkiler içindeler. Oysa benim dostlarım dünyanın gelmiş geçmiş en akıllı ve en yaratıcı insanları: Aristoteles, Platon, İbn Rüşd, Faulkner, Homeros, Nietzsche, İbn Haldun... Bunları hangi maddiyatla bir tutabilirsin?
İnsanın gövdesini dev bir silindirle ezebilirler ama ruhunu daha da kolay ezebiliyorlar.
“Bu durumda tahmin yapmam doğu olmaz” dedi, “ama ben yine de başınıza gelenlerin Müslüman olmanızla bir ilgisi olduğunu düşünüyorum. Siz ne kadar kalbî Hristiyanlık peşinde olursanız olun, pasaportunuzda İslam yazmıyor mu? Ayrıca esmersiniz, adınız da Müslüman adı.” “Bütün bunlar suç mu?” diye sordum.
Savcı Bey makamında oturuyordu. Arkasında geçen seferden hatırladığım gibi, bordodan kırmızıya çalan, ahşap çerçeveli bir pano vardı; üstündeki Atatürk resmi yine “vatan mahzun, ben mahzun” der gibi üzgün bir ifadeyle bakıyordu.
Reklam