Baylar! Ne zamana kadar bu saklambaç oyununa devam edeceksiniz? Sürekli vatanseverlikten, millet sevgisinden, uygarlığa hizmet etmekten bahsediyorsunuz. Ama millet için, vatan için, insanlık için ne yapıyorsunuz?
Bazıları, milyonları vurarak sevgili yurdumuzu namussuzca soyuyor, bazıları da dairelerde, matbaalarda, okullarda, üniversitelerde memurluk yapıyor. Diğer tarafta ise milyonlarca halk sürünüyor, yozlaşıyor, sarhoş yaşıyor, hayvanlaşıyor! Milletin temelleri çöküyor!
Asker olmayan bizler, vatan savunması için oluşturulan canlı kale duvarlarının önemini gereği gibi takdir edemiyoruz. Bu duvarların inşasında kullanılan her tuğla, her harç, canlı birer insandır. Bu zerrelerden her biri, gerektiğinde bizim varlığımızı ve huzurumuzu sağlamak için ölmeye hazırdır. Yolda, bir dükkânda veya bir parkta askerlere rastlayınca saygıyla selamlayıp onlara “Aziz kardeşlerim, sizler, hep bizim iyiliğimiz için bu ağır görevi üstlenmiş bulunuyorsunuz. Tanrı yardımcınız olsun.” demek isterim.
Lütfen düşünün! Kışladaki her bir asker, canlı birer elmastır. Böyle değerli varlıklardan binlercesi, her yıl bir yerde toplanıyor. Uzun bir süre yoruluyor, yıpranıyor, kendilerinden çok şey veriyorlar. Bu kadar süre onlardan yararlandıktan sonra, geldikleri yerlere kırılmış ve çizilmiş elmaslar olarak geri göndermek ne üzücü bir şeydir!
Aydın olmak demek, modaya uygun şekilde giysi ve kolalı gömlek giymek ya da şapka takmak değildir. Aydın kesim, halkın beyni konumundadır. Halkımız, iyi bir eğitim aldıktan sonra yüksek bir gelir elde edin veya geceleri eğlenin diye sizi o konuma getirmemiştir. Böyle olanlar gerçek aydın olamazlar. Onlar yozlaşmışlardır.
Eğitim almış olanların tümü; milli düşünceyi geliştirmeye, milli ruhu uyandırmaya, milli iradeyi güçlendirmeye mecburdur.