-Dünya çok değişecek. Radyo dinle, otobüse bin, başka diyarları gör, büyük kentlere git, oku... Her bulunan bir diğerini çağırır. Otobüs olunca yol yapılır. Yol yapılınca daha iyileri çıkar otobüslerin, kamyonların. Belki uçağa da biner, bulutların arasından bakarsın dünyaya. Denizler aşarsın büyük büyük gemilerle...
Sesini birden alçaltıp, daha da eğildi, bir sır verir gibi:
-Ama elleme bahçendeki şimşirleri. Bırak sürüp gitsinler kendi gönüllerince... Kerpici, harcı kalıba dökersin. Duvar öreceksen ev yapmak için daha sağlamını yap. Kalıplayıp, ütülemeye kalkma bahçenin ağacını, çimenini... Küstürürsün! Ağaçlar kuşlarıyla birlikte küser, kuşlar bulutlarıyla birlikte!
"Kendini güçsüz, yorgun hissedersen uzan sırtüstü çimenlere." dedi. "Göğe bak. Bulutlu, bulutsuz mavisine dik gözlerini göğün. Toprak yeşerttiklerine verdiği yaşama sevincini sana da verir. Gök mavisi kutsar bu sevinci, ışığa boğar..."