Özge

Özge
Trakya Üniversitesi
Ordu
Tekirdağ, 15 Mayıs 1996
448 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Bir keresinde yolda karşılaştık onunla, ağzım dilim bağlandı sanki, soramadım: Sen ben misin?
-Dünya çok değişecek. Radyo dinle, otobüse bin, başka diyarları gör, büyük kentlere git, oku... Her bulunan bir diğerini çağırır. Otobüs olunca yol yapılır. Yol yapılınca daha iyileri çıkar otobüslerin, kamyonların. Belki uçağa da biner, bulutların arasından bakarsın dünyaya. Denizler aşarsın büyük büyük gemilerle... Sesini birden alçaltıp, daha da eğildi, bir sır verir gibi: -Ama elleme bahçendeki şimşirleri. Bırak sürüp gitsinler kendi gönüllerince... Kerpici, harcı kalıba dökersin. Duvar öreceksen ev yapmak için daha sağlamını yap. Kalıplayıp, ütülemeye kalkma bahçenin ağacını, çimenini... Küstürürsün! Ağaçlar kuşlarıyla birlikte küser, kuşlar bulutlarıyla birlikte!
"Kendini güçsüz, yorgun hissedersen uzan sırtüstü çimenlere." dedi. "Göğe bak. Bulutlu, bulutsuz mavisine dik gözlerini göğün. Toprak yeşerttiklerine verdiği yaşama sevincini sana da verir. Gök mavisi kutsar bu sevinci, ışığa boğar..."
Gördüğüm kadarıyla menopozda ateş basması olunuyor, andropozda rezil olunuyor! Menopozda kolajen gidiyor, andropozda kafa gidiyor!
Hayat sen onu kabullendiğin anda başlıyordu. Hayat, sen hayatının nasıl ilerlediğini kabul ettiğin anda, ona karşı koymayı kestiğin anda, belki de çok kötü bir hayat yaşadığını kabul ettiğin anda başlıyordu. "Hayır, iyiyim!" diye itiraz etmediğinde başlıyordu her şey, sakin olduğunda, oturup kendine şöyle dediğinde: "Evet, kötüyüm. Çok kötü hissediyorum. Kabul ediyorum, tamam. Hayat bu. Karşı koymuyorum ama geçeceğini biliyorum. Geçmesini diliyorum."