"Hayvanlarda akıl nimetinin olmaması insanı bazen kızdırabiliyor. Onlar için cennet hayvanlar ile ilgilenmek yerine insanlarla ilgilenir. Çünkü insana akıl nimetiyle cennet mükâfatı ve cehennem azabı tehdidi verilmiştir. Bir kedi ölen yavrusunu birkaç dakikada unutur ama insan bir ömür boyu unutmaz. O kedi Allah'a isyan etmedi ve intihar da etmedi. Ama insan intihar ve isyana meyillidir. Çünkü insanla uğraşan bir şeytan vardır. Hayatı gözüne karartan,derdini sırtında dağ yapan, bütün yolları çıkmaza sokan bir şeytandan bahsediyorum. O öyle bir şeytan ki; eline taşı aldırtıp zavallı kediyi sana kovdurtçak kadar zekidir; insan ile hayvanın arasındaki farkı sana sızdırtmayıp aynı kefeye koyucak kadar kurnazdır; sana Rabbini,cennet ile cehennemi unutturucak kadar cambazdır... Ama inanıyorum ki sen bunların hiç birini unutmadın. Sana taşı attıranın şeytan olduğunu da biliyordun, insanlar ile hayvanların arasındaki farkıda biliyordun ve Rabbin ile cennet-cehennemi de asla unutmamıştın. Değil mi kardeşim?"
Gözlüklü kadının söyledikleri ruhuma kadar işlemişti. Unuttuğum her şeyi bana hatırlatmayı, inancımı tazelememi sağlamıştı.Acı acı gülümsedim:
"Unuttuğum her şeyi bana hatırlattığınız için, teşekkür ederim."
Çünkü bir baba evinin direği olmalı,eşinin sevgisine ve ettiği yeminine sadık kalmalı. Kırıp döken değil; esas kırık dökükleri toplayan olmalı. Evladına bitmeyen bir sevgi ve şefkat ile beraber ilgi alaka duymalı. Hayatı bir eğlenceden, bir anlık hevesten ibaret görmemeli. Yuvasını korumalı, gözetmeli, yeşertmek için çırpınmalı. Kendine düşen sorumluluğunu bilmeli, ona göre adımlarını atıp, ölçüp biçmeli. Ailesini önemsemeli, gerekenliklere duyarlı olmalı, öyle yaşamalı...
"Keşke her şey bu hastalık kadar olsaydı. Ama hayatta bu hastalıktan daha çok insana acı veren şeylerde var. Öyle şeyler var ki; bazen ölümü dahi insana tercih ettiriyor."