“İstemek” ilginç bir sözcüktür yoksunluğu anlatır. Bazen o boşluğu başka bir şeyle doldururuz ve ilk baştaki istek bütünüyle kaybolur . Belki de senin sorunun istemek değil, yoksun olmak.
“Benim burada ne işim var?” diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuz gibi hissettiğiniz?
İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret edemezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bir şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
Kuş, “şarkısı olan tüylü şey” olmalıydı. Veya araba, “tekerlekli ve kornalı metal şey”. Ada ise, “ her tarafı su olan yalnız şey”. Peki ya aşk? Bı soruyu bugüne kadar farklı şekilde yanıtlayabilirdi belki ama artık aşkın “sonunda kalp kırıklığı olan aldatıcı şey” olarak adlandırılması gerektiğinden emindi.