Kuş, “şarkısı olan tüylü şey” olmalıydı. Veya araba, “tekerlekli ve kornalı metal şey”. Ada ise, “ her tarafı su olan yalnız şey”. Peki ya aşk? Bı soruyu bugüne kadar farklı şekilde yanıtlayabilirdi belki ama artık aşkın “sonunda kalp kırıklığı olan aldatıcı şey” olarak adlandırılması gerektiğinden emindi.
Kendi türünden olmayan birine, hayatını daha karmaşık hale getirecek, düzenini bozacak ve sendeki istikrar ve köklenmişlik hissini altüst edecek birine gönlünü kaptırmak pek de akıllıca bir iş değil, kabul ediyorum. Ama öte yandan, aşkın akıllıca olmasını bekleyen biri de hiç aşık olamamıştır belki kim bilir.
Her hayat birden çok iplikle dokunurken ve ne doğum dediğimiz şey yegane başlangıç ne de ölüm tam olarak bir sonken, nereden başlatılır ki bir insanın hayat hikayesi?