Kimim ben?
Kaderin akıntısına kapılmış küçük bir çocuk mu?
Acıya meydan okuyup sırtlasam suratsızlığı soğuyan vücudumu yorganlar ısıtır mı?
Peki ya ruhumu ısıtacak nedir? Sevgi mi, umursamazlık mı, mizah mı?
Yoksa ben, sadece benim diyebilmek mi?
Aslında hiç yazasım yok. Öfkem beni zora koşuyor. Dünya'nın hiçbir yerinde mesken tutamayışım bundan.
Belki de kendime sarılmalıyım, koca bir nefs yığınıyla karşılaşacağım. Sarılsam korkunç nefse, ulaşabilir miyim karanlıklar içindeki özüme? Cennet nasıl bir yer bilmiyorum. Ama cehennemin tam göğüste taşındığına şahit oldum.
Bazen hangisi daha doğru bilmiyorum; toplum içindeyken insanlara uyum sağlayarak benliğimi ayrı bir yere koymak mı, yoksa her ne durumda olursa olsun kendimi değiştirmeden özüme uygun yaşamak mı?