• ”Her hareketimizden önce bütün sonuçlarını tahmin etmeye çalışsak, bunları ciddi olarak düşünsek, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları,sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da hayali sonuçları düşünmeye kalksak, kımıldayamayız bile, tek bir adım atamayız. Sözlerimizin hareketlerimizin iyi kötü sonuçları, kuşkusuz gelecekteki bütün günlerimize,hatta bizim bu sonuçları doğrulamak, kendimizi kutlamak ya da başkalarından özür dilemek için artık bu dünyada bulunmayacağımız sonsuz günler dahil, oldukça düzenli ve dengeli biçimde dağılır, zaten bu durumun, üzerinde bunca konuşulan ölümsüzlük denen şey olduğunu ileri sürenler de vardır.”
  • Bir de kavgadan sonra barışmak, sevgiliden özür dilemek ya da onu affetmek ne doyulmaz zevktir! Bunun verdiği saadet ve zevkle genç çift kendilerini yeni tanımış, henüz evlenmiş, yeniden sevişmeye başlamış gibi hissederler. Karı koca arasında geçenleri nasıl seviştiklerini kimse bilmemeli, hiç kimse. Kavga ettikleri zaman öz analarını bile çağırıp birbirlerini şikayet ederek hakemliğini istememelidirler. Her müşkülü kendi aralarında haletmeleri lazımdır. Aşk kutsal bir sırdır; sevişenler arasında ne geçerse yabancı gözlerden sakınmalıdır. Bu onun kutsallığını bir kat daha artırır, zevkini çoğaltır. Birbirlerini daha çok sayarlar. Saygı pek çok şeyin temelidir. Ortada aşk olduktan, sevişerek evlendikten sonra bu sevgi niçin sönsün? Bunu devam ettirmenin çaresini bulunmazmı? Çaresiz haller pek nadirdir. Kadının kocasının iyi kalpli namuslu bir adamsa aşk niçin geçsin? Evliliğin başlangıcındaki ateşli aşk geçebilir, fakat bunun yerini daha iyi daha sağlam bir sevgi alır. Ruhlar anlaşır her işi elbirliğiyle yapmaya başlarlar. Birbirlerinden gizlileri olmaz. Hele çocuklar gelmeye başlayınca en çetin devrelerde bile kendilerini bahtiyar hissederler. Yeter ki sevgileri, matenetleri sarılmasın. Neşeyle çalışmak, çocuklar uğruna fedakârliklara katlanmak da ayrı bir zevktir. Çünkü zamanla onlar seni bu yaptıkların için seçeceklerdir; yani ilerisi için sevgi tasarrufu yapıyorsun. Çocuklar büyüdükçe onlar için örnek, dayanak olduğunu hissedersin. Sen ölünce onlar ömürleri boyunca senin duygularını, senin fikirlerini taşır, senin benzerin olurlar. Çocuk yapmak kutsal bir ödevdir. Ana babayı birbirlerine daha çok yaklaştırır. Bazı kimseler çocukları yük sayar kim demiş onu? Çocuk dünyanın en büyük saadetidir. Küçük çocukları sever misin Liza? Ben bayılırım. Düşün bir kere şöyle pembe minicik bir oğlan memeni emiyor; hangi erkek, kucağında evladını tutan karısına karşı kalbinde kötülük besleyebilir!... Pembe, tombul bebek sereserpe yatmış, keyifleniyor; elceğizleriyle ayaçıkları yumuk yumuk, tırnacıkları tertemiz, hem öyle küçücük ki insanın güleceği gelir. Ama bakışları sanki daha şimdiden herseyi anlıyormuş gibi... Meme emerken annesinin göğsünü eliyle çekiştirip oynar. Babası yanlarına gelince memeyi bırakıp kendini arkaya atarak babasına bakar, gülmeye başlar. Sanki gülecek bir şey varmış gibi!... Sonra gene gıdasına döner. Dişleri çıkmaya başlayınca bir de bakarsın anasının göğsünü dişleyiverir. Üstelik, "Bak, nasıl ısırdım" gibilerinden yan yan bakar... Karı koca ve çocuk tam saadet tablosudur.
  • Özür dilemek zorunda olmadığımız şeyler;

    1. Üst üste birkaç kez sınırlarını aşan birini hayatınızdan çıkarmak.
    2.Olduğumuz kişiyi ve duygularımızı olduğu gibi kabul etmek.
    3.Nedenini açıklayamasanız bile içinizdeki sese güvenmek.
    4.Eğer gerçekten üzgün değilsek asla özür dilememeliyiz. Sırf birinin beklentisini karşılamak için özür dilemeye inanmıyorum.
    5.Kendinizle kaliteli zaman geçirmek.
    6. Kendi fikirleriniz için özür dilemeyin.
    7. Başka insanların kriterlerine uyup uymadığına önem vermeden, sadece kendiniz için seçtiğiniz hayatını yaşamak.
    8. Başka kimseye zarar vermeden kendi geleceğiniz için kararlar vermek.
    9.Kimse kendini geliştirmek istediği için suçlanmamalı.
    10.Hissettiğiniz duygular için özür dilememelisiniz.
    11.Çocuklarımıza karşı koruyucu olduğumuz için.
    12.Yas tutmak. Bazı insanlar yas tutmanın belli bir süresi olması gerektiğini düşünüyor. Sevilen birinin ölümünü kabullenmek bazen bir ömür sürebilir.
    13.Doğruyu söylemek.
    14.İncindiğimizi dile getirmek.
    15.Özgür bir düşünür olmak ve her şeyi sorgulamak.
    16.Kendi hayatınız için en doğrusu olduğunu düşündüğünüz şeyi seçmek.
    17.Hayvan hakları için savaşmak.
    18.10 dakikalık ara vermek.
    19.Çok fazla özür dilemek.
  • Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
    Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
    Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
    Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
    Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
    Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
    Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
    Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
    Neden hiç ağlamadığını anladım..
    Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
    Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
    Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
    Çok acıttığında anladım..
    Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
    Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
    Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
    Yüreğini elime koyduğunda anladım..
    ”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
    Sana ”git” dediğimde anladım..
    Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
    Git dediklerinde gittiğimde anladım..
    Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
    Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
    Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman
    olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
    Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
    Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
    Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
    Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
    Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
    Sevgi emekmiş,
    Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
  • Didem Madak anlatıyor;

    "Yine ilkokuldayken, bizim sınıfta hep şımarık zengin çocukları vardı. Müstahdemin oğlu da bizim sınıftaydı. Onu hep iter kakardık. Çok ezik ve sessizdi. Bir gün işi iyice azıtıp onu köşeye sıkıştırdık ve mataralarımızdaki suyu kafasından döktük. Soğuktu. Üşümüştü ve titriyordu. Birden gözlerim onun kapkara, kocaman ve acı çeken gözleriyle karşılaştı. Afalladım ve kalakaldım. Eğer şairler birdenbire şair oluveriyorlarsa ve ben de eğer bir şairsem, işte o gün şair olmuşumdur kesin. Belki o kara ve kocaman acıdan özür dilemek için yazıp duruyorumdur."
  • “bir kadın tanırdım. Kocası bir yere çıkınca gece yarısı bile olsa dayanamaz, peşinden sokağa fırlar, usulcacık izlerdi. “Nereye gitti acaba; filan yerde, bilmem kimin evinde, falan kadınla olmasın?” diye şüphelenir dururdu. Doğru hareket etmediğini bilir, üzüntüden içi içini yerdi, ama ne yapsın, seviyor, hep sevgi yüzünden yapıyordu bunları. Bir de kavgadan sonra barışmak, sevgiliden özür dilemek ya da onu affetmek ne doyulmaz zevktir!”