Kitabı bitireli on dakika kadar oldu. Kapağı kapattım ama hala gözlerim kitapta. Nasıl bir sondu o öyle??? Aklım, duygularım karmakarışık.... Neydi bu okuduğum böyle???
Mükemmel bir kurgu, mükemmel bir kalem, akıcı, sürükleyici, sonunda girdiğiniz şokla nefesinizin kesileceği bir kitap. Ne anlatsam, nasıl anlatsam bilemiyorum. Kafamda birçok şey var ama spoiler olmasın diye dile getiremiyorum. Ama anlatmam lazım ki siz de okuyun, yaşayın, hissedin bu hissettiklerimi.
Kitaba da adını veren #şedaraban Türk Musikisinde bir makam adı. Şedaraban makamı kitapta önemli bir yer tutsa da asıl konumuz o değil.
Öğretim görevlisi, evli ve iki çocuk annesi Lindsey ve Anton'un hikayesi bu. Ama sadece onların aşklarını okuyacağınızı düşünürseniz yanılırsınız. Onların yanında Chris, Nora, Reşit, Arakel, Kaspar, Seyit, Tatuş, Ardanuş, Perviz ve daha nicesinin hikayelerini okuyor, hayatlarına konuk oluyoruz. Ve böylece anlıyoruz hikayeyi, nasıl bu hale getirdi, onlar aslında niçin böyle oldu.
Hayatımızdaki seçimleri gerçekten biz mi yapıyoruz yoksa zaten sonu belli olan bir oyunun içinde "seçimsiz" ve "kendiliğinden" gelişen olaylar tarafından yönlendiriliyor muyuz?
Nedret Kılıç'ın kalemine hayran olduğum, izlerinin uzun süre silinmeyeceği, etkisini biraz yitirdiğinde açıp tekrar okuyacağım, hani derler ya "beyin yakan" diye öyle bir kitap okudum.
Sizlere diyebileceğim tek şey okuyun efendim, okuyun!!! Kesinlikle pişman olmayacaksınız.