Senden önce kalem tutmazdı elim, şimdi Güldan alfabesini yazıyorum. Senden önce konuşmayı sevmezdim şimdi şarkılar söylüyorum. Senden önce aşkı bilmezdim şimdi gözlerinde yaşıyorum...
Bir gün karşına çıksam, ellerini tutup gözlerinin içine baksam ve yeter artık bu hasretlik bitsin desem benimle aynı yola çıkar mısın ? dedim. “O gün geldiğinde beni bulabilecek misin ? “ dedi ve çekip gitti...
Sekiz bitti on altı da geçti. Yirmi dörtte bitti sayılır. Daha gençiz değil mi ? Peki ben neden öyle hissetmiyorum. Aynalar neden elli beş diyor. Yüreğim neden kaldırmıyor bu yükü. Sabrımın sabrı taştı. Yokluğunda yaşlandım. Artık son ver bu gidişine son gidişimdir de. Yerini doldurmak için kaç bahar lazım. Döner mi diye kaç papatya saymalıyım. Cennetim oldun cehennemim de olmak zorundamıydın. Ama bir sabah güneş gibi doğarsan bilmeliydim bir akşam yine güneş gibi batacağını...