Kendi küçük dünyamızın düzenini bozmaktan korktuğumuz için, bazen gerekli olduğu halde değişim Redd ederiz ve alışkanlığın verdiği güven duygusunun sağladığı rahatlık bir süre sonra rahatsızlığa dönüşür, zira bu alışkanlıklar artık isteklerimizle uyuşmamaktadır.
Bedenimizi Kafamızdan ayrı düşünmek imkansızdır. Arzu uyandıran ve aynı zamanda arzu da duyan bedenimizi nasıl düşünüyorsak öyle yaşarız; bütün hoşnutsuzluklarınz, sevilmemenin, Dışlanmanın ve bir gruba ait olamamanın verdiği acılar onun aracılığıyla bugüne taşınır. “Hepsi çok güzel, ben hariç “ “Hepsi mutlu, ben hariç “ e dönüştürerek şu sonuca varırız: güzel olursam mutlu olacağım.
Bir dergide, genç, mutlu ve güzel sayılabilecek, sözüm ona bir yıldız görmek bile kendimi çirkin bir hiçmişim gibi hissedip hayatımı tamamen boşa harcamış olduğumu düşünmeme neden oluyor. O her şeye sahipken benim hiçbir şeyim olmadığını düşünüp kim olduğumu unutarak onun yerinde olmayı istiyorum.
Çoğu zaman karşıdaki kişinin öyle arzuluyor olacağını düşünerek sadece onun için yaptıkları şeyler hiç de o insanın gerçekten istediği şeyler değildir. Üstelik, onca fedakarlıklarla yapılan bu iyiliğe karar veren kişi kendisi değildir ve ölçüsüz çabaların er ya da geç yaratacağı rahatsızlıklara ve tatsızlıklara maruz kalmayı istememektedir.