Oysa, bir insan yaşantısını bütünüyle, tümüyle yaşayacak olsa, bütün duygularına biçim verecek, bütün düşlerini gerçekleştirecek olsa, yeryüzüne öyle diri bir sevinç gücü gelir ki Orta Çağ'dan kalma bozuklukları unuturuz, insana değer veren çağların ülküsüne döneriz...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşamanın amacı, kendiliğinden gelişmedir; herkesin kendi yaradılışını gerçekleştirmektir. Biz bu dünyaya bunun için gelmişizdir. Oysa günümüzde insanlar kendilerinden korkuyorlar. En büyük ödevlerini - insanın kendine karşı olan ödevini- unutmuşlar. İnsanlar acınacak durumdalar. Evet, açı doyuruyor, yoksulu giydiriyorlar ama, kendi ruhları açlıktan ölüyor, çırılçıplak kalıyor.
Şu çılgın yaşam kavgasında, uzun sürecek bir şey elde etmeye bakıyoruz; dünyaya kazık kakmak gibi aptalca bir umuda kapılarak, kafamızı bir takım süprüntülerle, ıvır zıvırla dolduruyoruz.
"Biliyorum, hoşlanıyor. Ben de onu kesinlikle el üstünde tutuyorum. Sonradan pişman olacağımı bildiğim sözleri söylemekten garip bir zevk alıyorum. Genelde bana çok iyi davranıyor, burada oturup bin bir konu üzerine konuşuyoruz. Yalnız, ara sıra korkunç düşüncesizlikler ettiği oluyor; canımı yakmaktan bayağı zevk alır gibi görünüyor. İşte o zaman Harry, bütün ruhumu hiç de değmez birine vermişim gibi bir duyguya kapılıyorum; öyle biri ki ruhumu, ceketine takılacak bir çiçek, benliğini okşayacak bir süs, bir yaz günü eğlencesi gibi görüyor."